Dr. Alpay Azap
Türk Tabipleri Merkez Konseyi Başkanı
Bu yıl da her yıl olduğu gibi coşkulu bir 14 Mart haftası geçirdik. İlk defa kutlandığı 14 Mart 1919’dan beri 14 Mart, biz hekimler için bir bayram olmasının yanında, toplumsal sorumluluğumuzun, mesleğimize saygımızın gereği olarak aynı zamanda bir mücadele günü oldu.
Bu yıl da tabip odalarımız 14 Mart’ta konserler, sergiler, tıp baloları, briç turnuvaları düzenlediler, genç hekimlerle (fidanlar) deneyimli meslektaşları (çınarlar) bir araya getiren toplantılar yaptılar, meslekte 40, 50, 60, 70 yıl emek vermiş hekimlere teşekkür plaketleri verdiler. Sağlık alanında yaşanan bütün olumsuzluklara inat 14 Mart’ı bayrama çevirmeye çalıştılar. Bir yandan da sağlık alanındaki, hekimlik ortamındaki sorunların masaya yatırılıp çözümlerin tartışıldığı paneller, konferanslar düzenlediler.
Geçen sene İstanbul’dan başlayıp Ankara’da sonlanan “Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün!” temalı beyaz yürüyüşü bu sefer Diyarbakır’dan başlattık. Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Osmaniye ve Adana’ya uğrayan yürüyüş kolu 14 Mart Cumartesi günü Ankara’ya ulaştı. Yürüyüşle adaletin hakim olduğu, laik, demokratik barış içinde bir toplumda emeğimizin ve mesleğimizin değerinin bilinmesini istediğimizi tüm kamuoyuna duyurmaya çalıştık. Ankara Tabip Odası’nın öncülüğünde sabah gerçekleştirilen Anıtkabir ziyareti sonrasında tüm illerden gelen meslektaşlarımız Hacettepe Üniversitesi Hastanesi bahçesinde bir araya geldi. Kalabalık buradan Abdi İpekçi Parkı’na yürüdü ve coşkulu bir “Beyaz Buluşma” gerçekleştirildi. Bursa Tabip Odası’nın müzik grubunun çaldığı güzel şarkılara, türkülere eşlik edildi. Sağlık alanında uygulanan sadece meslek onurumuzu değil neşemizi, yaşama sevincimizi elimizden alan politikalara karşı devrimci bir eylem olarak hep birlikte oyun oynadık, güldük, eğlendik.
“Beyaz Buluşma”da okunan basın açıklaması 14 Mart 2026’da sağlık ve hekimlik ortamının kısa özetini sunuyordu:
“14 Mart ülkemize özel bir gün. Dünyada böyle bir bayram yok. Yalnızca ülkemizde Tıp Bayramı olarak biliniyor, kutlanıyor ama bugün burada bir bayramı kutlamak için toplanmadık. Çünkü bu ülkede sağlık sisteminin hali ne yazık ki gerçek bir kutlamaya izin vermiyor. Ülkemizde sağlık alanında çok ciddi sorunlar yaşanıyor.
Yıllardır uygulanan ve adına Sağlıkta Dönüşüm Programı denilen politikalar, sağlığı bir insan hakkı olmaktan çıkarıp alınıp satılan bir meta haline getirdi.
Sağlık hizmeti toplumun ihtiyacına göre değil, piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenlendi.
Koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itildi, bölgeye dayalı bütünleşik sağlık hizmeti sunan sağlık ocakları kapatıldı, yerine bireye yönelik tanı tedavi hizmeti sunan aile sağlığı merkezleri (ASM) açıldı. ASM’ler, kamu hastaneleri işletmelere dönüştürüldü. Kamu kaynakları özel sağlık sektörüne aktarıldı. Hastalar randevu bulamıyor, muayene süreleri birkaç dakikaya sıkıştırılıyor, sağlık çalışanları aşırı iş yükü altında eziliyor, hastalarla hekimler karşı karşıya getiriliyor sağlıkta şiddet sıradanlaşıyor, cepten harcamalar artıyor, parası olan hızla ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşırken parası olmayanların basit sağlık sorunları bile aylarca çözülemiyor.
Bu sistem halkın sağlığını bozmakla kalmıyor hekimleri ve sağlık çalışanlarını da tüketiyor.
Bugün hekimler; aşırı iş yükü altında, güvencesiz koşullarda, şiddet tehdidi altında, gelecek kaygısıyla çalışıyor. Genç hekimler ülkeyi terk etmeyi düşünüyor. Deneyimli hekimler emekli maaşlarıyla geçinemediğinden emekli olamıyor. Yoğun ve uzun çalışma sürelerine rağmen ne kendilerine ne hastalarına fayda sağlayamadığını gören hekimler tükenmişlik yaşıyor, mesleğinden soğuyor.”
Hep söylediğimiz, duyurduğumuz gibi TTB sadece sorunları söylemekle yetinmez çözüm önerileri de getirir. Beyaz Buluşma’da okunan basın açıklaması ile TTB; herkesin eşit, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmetine ulaşabildiği hekimlerin mesleki bağımsızlıklarını koruyabildikleri, gelecek kaygısı, geçim sıkıntısı duymadan, şiddet korkusu yaşamadan çalışabildiği, tek kaygımızın hastalarımızın sağlığı olduğu bir sağlık sistemi için 10 talebi kamuoyuna duyurdu:
- Sağlıkta özelleştirmeye son verilmelidir.
- SGK’nin özel hastanelerden hizmet alımı durdurulmalıdır.
- Sağlık için ayrılan kamusal kaynaklar kamu sağlık sistemi için kullanılmalıdır.
- Birinci basamak sağlık hizmetleri kamu binalarında hem sayıca hem nitelik açısından güçlendirilmelidir. Sevk zinciri kurulmalıdır.
- Hekim ücretleri performansa göre değil emekliliğe yansıyan tek maaş üzerinden düzenlenmelidir. İnsan onuru ve değeri ile bağdaşacak düzeyde olmalıdır.
- Hekimlerin hastalarına yeterli süre ayırabileceği çalışma koşulları sağlanmalıdır.
- Hekimlerin serbest çalışma, kendi emeğinin değerini kendisinin belirlemesi önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
- Sağlık sisteminin yönetiminde sağlık çalışanlarının ve toplumun söz hakkı olmalıdır.
- Geleceğin hekimlerini yetiştiren kurumların alt yapı ve öğretim üyesi eksikleri giderilmeli, tıp eğitiminde de sayı değil nitelik öne çıkarılmalıdır.
- Sağlıkta şiddeti engellemek üzere bütünlüklü bir program hayata geçirilmeli, öncelikle mecliste bekleyen sağlıkta şiddet yasa tasarısı önerimiz bir an önce gündeme alınmalıdır.
Bu 10 talebin hayata geçirilmesi için siyasi irade eksikliği dışında hiçbir eksiğin olmadığını da çok iyi biliyoruz. Ülkemizin ekonomik gücünün, sağlık insan gücünün, bilgi birikiminin halkın sağlıklı ve mutlu olduğu, hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının mesleklerini mutlulukla ve en iyi şekilde yapabildikleri bir sağlık ortamını sağlayabileceğini biliyoruz.
Biliyoruz ki aklın ve bilimin ışığında planlanmış Başka Bir Sağlık Sistemi, Başka Bir Hekimlik Ortamı Mümkün. Bunun için adaletin hakim olduğu, laik, demokratik ve barış içinde bir Türkiye gerektiğini de biliyoruz. Hekimlerin tükenmediği, sağlık çalışanlarının güvende olduğu, halkın eşit ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşabildiği başka bir Türkiye mümkündür.
Böyle bir Türkiye’ye hep birlikte çalışarak ulaşacağımız bilinciyle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyoruz.
