Ölüm Sana Yakışmadı! Çok Ama Çok Azaldık!

Gündem

Günlük faaliyetin yanı sıra ve orta ve uzun erimli hedefler, hedeflere uygun çalışkan, üretken ve dayanışmacı insan gücü oluşturmalıyız. Neo-liberal sağlık kavramlarına karşı ideolojik ve politik tutum geliştirmeliyiz. Kendimizi geliştirmek ve yenilemek durumundayız. Bu stratejilere uygun bir EDTTB örgütlenmesi oluşturmalıyız.” Metehan Akbulut – 2008

Ö. Özkan Özdemir
Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu Üyesi

6 Şubat 2023 depremiyle fay hatlarımız parça parça olmuştu. Aynı gün yüreğimizin fay hatları da kırıldı. Beyin tümörü tanısı ile Mete operasyona alınmıştı. Tam bir yıla yakın kanser illeti ile boğuştu. Kanser illeti azar azar yedi bitirdi onu. Sosyal medyayı yoğun kullanıyordu. 2023 Aralık ayından sonra kabuğuna çekildi. Hayat denen şeydi sorguladığı. Her canlı gibi kaçınılmaz sona yaklaşıyordu. Yoğun bakım süreciyle derin bir uykuya girdi.

Derin uykuda da olsa, ölüm onu yanına çağırsa da son ana kadar direndi. Yaşama karşı direngendi, ölüme karşı da direngen davrandı. Umudumuzu hep diri tuttuk. Bir an uyanacak “Durun kardeşim ben geliyorum” diyeceksin sandık. Sevdasını da kavgasını da beyniyle yüreğiyle yaşadı. Çalışkandı, sahiciydi, samimiydi. Tam bir örgüt emekçisiydi. Güler yüzlü sosyalistti. Hesabı kitabı yoktu. Tek hesabı başka bir dünya, başka bir ülke özlemiydi. Ölüm yalan söylemez! Hayatta hiçbir güç sana diz çöktürmezdi ama ölüm sana diz çöktürdü. Sevdiğin türküleri dinledi kardeşlerin başucunda. Kardeşlerin telefonlarının her çalışında inanmak istemedikleri o kötü haberi almamak için tedirginlikle bekleştiler. İyi haberi duymak için hep birlikte rüyaya yatmıştık sanki. Gerçekleşmedi rüyamız. Dostluğunu yüreğimde hissettiğim sevgili Mete kardeşim olmadı, bu ölüm sana hiç ama hiç yakışmadı. Her insan kendi gerçekliğiyle gömülür. Onun gerçekliği; dürüstlüğü, devrime olan inancı, mücadelesi, bitmeyen enerjisi ve değerleriydi.

Ben sevgili Mete’yi 2000’li yıllarda ED-TTB içinde tanıdım. TTB ortamında dostluğundan, sahiciliğinden, samimiyetinden çok ama çok haz aldıklarımdandı. Yüreğimdeki derin sızı dinmek bilmiyor. Cenazesine Mersin’den eski yoldaşlarından Adnan Abi ile katıldım. Onun hatırasına yakışır bir cenaze töreniydi. Ülkenin dört bir yanında onu seven, gönül bağı olan, yoldaşlık yapan insanlar vardı. Salon doldu taştı. Bir koltukta üç karpuz taşımak deyimi sanki onun için söylenmişti Onun tek örgütü TTB değildi. Parti-sendika ve meslek örgütlerinde yürüttüğü örgütsel mücadelesini, kurumların özgünlüğünü dikkate alarak kendi düzleminde sürdüren nadir kişilerdendi.

O bir sendikacıydı. 1995 yılında kuruluşundan bu yana Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) içinde yer aldı. O bir TTB aktivistiydi. Tanıdığım 2000’li yıllardan bu yana Antalya Tabip Odası ve Etkin Demokratik Türk Tabipleri Birliği (ED-TTB) içindeydi. O coşkulu inanmış bir devrimciydi. ÖDP’nin kuruluşunda ve yönetsel organlarında yer almıştı. O aslında bütün bunların toplamıydı.

Fikriyatının temellerini Devrimci-Yol oluşturmuştu. Bu fikriyata olan vefa borcunun bir karşılığıydı “Kürt Mehmet” kitabı. Kitap; akıcı bir dille, yalın bir anlatıyla yazılmıştı. Kendisi de aynı gelenekten olmasına rağmen yerinde objektif sorularla, çağrışımlarla Kürt Mehmet’in belleğini açığa çıkarmaya anlatıları derinleştirmeye çalışmıştı. Döneme ait birçok kişiyle görüşmüş, devrimci mücadeleyi yürütenlerin ağzından yakın tarihe not düşmüştü. O kitapta; mücadelede yapılanlar/yapılamayanlar üzerinden devrimci tarihimizle yüzleşmemizi sağlamıştı. Üretkendi. Tüm kitaplarını ve yazılarını https://www.metehanakbulut.com adlı blog’da toplamıştı. Dayısı Orhan Akbulut için yazdığı “CHP’nin Reddi Mirası” kitabı, Toplum ve Hekim dergisi için yazdığı “AKP’li 20 Yılda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği” makalesi, söyleşi notları, hekim hakları, hekimlik değerleri, iş kazaları için yazıları bunlardan birkaçı.

Sanırım 2008 yıllarıydı. ED-TTB’de odaların, ED-TTB’nin iç değerlendirilmesi yapılıyordu. Mete hazırlıklı gelmişti. Önce Antalya sonrasında ED-TTB için ufuk açıcı değerlendirmeler yaptı. Sunusunda TTB ve EDTTB için “iyi değiliz” diyordu. Antalya Çağdaş Hekimler Grubu için olanaklardan, avantajlardan bahsediyordu. O dönem Antalya Tabip Odası’nda yönetim diğer grubun elindeydi. Var olan yönetimin iyi çalışmadığı bunun kendileri için bir avantaj olduğunu söylüyordu. Ayrıca hekimlerin kendilerini tanıdığını, iç iktidar kavgalarının olmadığını, düzenli toplandıklarını, web sayfalarının olduğunu, bütün hekimlere e-mail gönderebildiklerini söylüyordu.

Analitik düşünen sahici bir arkadaşımızdı. Eksiklerin ve zaafların farkındaydı. Günlük faaliyetin yanında orta ve uzun erimli hedefler oluşturmaktan, hedeflere uygun çalışkan, üretken ve dayanışmacı insan gücünden bahsediyordu. Planlı-programlı çalışmaktan, stratejiden, ekip olarak çalışmaktan bahsediyordu. Bugünlerde Antalya Çağdaş Hekimler ne çok arıyor onun yokluğunu. O; Antalya Çağdaş Hekimlerin arşiviydi, beyniydi, zihniydi. Öyle ki Hafize Abla en son seçim çalışmaları için onun bilgisayarına başvurmak zorunda kaldıklarını söylemişti. O; stratejiyi, hedefleri, broşürleri, seçim bildirgelerini, seçim çalışmalarında görev alacak hekimlerin organizasyonunu, seçim programının güncel modifiye halini hemencecik ortaya çıkarırdı. Her şey hazırdı. Yeter ki görev almaya hazır gönüllü hekimler olsun. “Arkadaşlar, başlıyoruz” demesi yeterdi. 2024-26 seçim döneminde Antalya Çağdaş Hekimler seçim çalışması onsuz yürütüyorlar. Buruklar ve bir yanları bir kez değil bin kez eksik.

2008 yıllarındaki aynı sunuda ED-TTB değerlendirmesinde; “İktidardayız, inancımız var, dinamik bir grubuz, çok fazla birikimimiz var. Yönetimdeyiz ama stratejimize uygun davranmıyoruz, koordinasyon da eksikliklerimizin var, planlı-programlı çalışmıyoruz, bir seçim ekibi görüntüsündeyiz, takip ve ısrarcı değiliz, odalarla ED-TTB’nin iletişimi zayıf” tespitinde bulunuyordu.  

Mete’yi 5 Kasım 2022’de davet etmiştim “Kürt Mehmet” kitabı üzerinden söyleşmek için Mersin’e. Hırçın dalgaların kıyılara vurduğu bir güz gecesinde Karaduvar’da, rakıyı sohbete karıştırmıştık. Memleketin ve ED-TTB’nin hali-i pür melali üzerine derin mevzulara girmiştik. 2023 yılı güzünde gerçekleştirdiğim Antalya’daki görüşmemizin aslında bir veda ziyareti olduğunun ikimizde farkındaydık.

Biyografisini anlattığı yakın dostu Kürt Mehmet’in, “Devrimciler temiz kalmalı” sözüne uygun bir yaşam sürdü Metehan. Her daim aydın duruşu, toplumsal duyarlılığı olan bir hekim olarak öğrenen/öğreten oldu. TTB bir okuldu. Sendika bir okuldu. Siyaset bir okuldu. O tüm okulların hem öğrencisi hem de öğretmeni oldu. Farklı şeyler söylese de farklı uyarılarda bulunsa da bulunduğu her yapıda samimi duruşu, açık sözlülüğü ve içtenliği ile mücadeleye güç verdi. Örgütlenmenin bir insan ilişkisi olduğunu yaşam alanlarına girmeden örgütlü mücadelenin olamayacağını biliyordu. O iyi insandı, iyi hekimdi, iyi devrimciydi. Onun ölümüyle çok ama çok azaldık…