Antakya Toz Duman mı Oldu?

Gündem

Demet Parlar

6 Şubat’ın üzerinden 14 ay geçti; dile kolay bir yılı aşkın bir süre; günleri saymıyoruz artık… Depremin ağır yaralarını dayanışma ve umutla iyileştirmeye çalıştığımız, zamanın bazen durduğu bazen çok hızlandığı uzun bir süre sonrasında Hatay’ı ve özelde Antakya’yı merak edenler için işte bu yazı.

Antakya nasıl oldu diyenlere “Toz duman oldu” dememi istedi işini bir konteynırda sürdürmeye çalışan kardeşim. 2300 yıllık emanet o güzelim kadim şehir, toz duman içinde devasa bir boşluğa, kocaman bir şantiyeye dönüşmüş durumda.

Fotoğraf: Demet Parlar Yaşam alanlarının hemen yanına dökülen molozlar (3 Nisan 2024)

Yaşam alanlarının hemen yanına dökülen molozlar (3 Nisan 2024)

Yerel seçimlerden hemen sonra 2 Nisan’da Antakya’daydım. Sahiden toz duman içindeydi şehrimiz; tıpkı seçim sonrası siyasi atmosfer gibi. Aslında seçim süreci de toz duman içinde geçti Antakya’da. Defne ve Hatay’da adayların belirlenmesinin  gecikmesi; Hatay’da CHP’nin gel gitlerle belirlediği ve sonunda “Başka uygun bir aday bulamadık”, “Anketlere göre kazanacak tek aday o” diyerek belirlediği adayın yanlışlığı; deprem sonrası sahada yaptıkları çalışmalarla oylarını bölgede çok artıran TİP’in de alternatif adayının popülizme dayalı bir fiyasko olması; Defne’de istenilen sol ittifakın gerçekleşememesi; uzun zamandır bekledikleri şeffaf, katılımcı yönetim için oy vermek isteyen Hataylılarda, Antakya’da yaşayanlarda sıkıntılı ve stresli bir süreç yaşattı.

Seçim sonrası bu stresli, kaotik hava itirazlar nedeniyle devam ediyordu. CHP’ye oy verenlerin büyük çoğunluğu CHP’nin adayını deprem sonrası büyük felaketin sorumlularından görmesine ve adayın 15 yıllık belediye başkanlığındaki şaibeli yönetim anlayışına rağmen CHP’yi Atatürk’ün emaneti olarak düşündükleri için istemedikleri bu adaya oy verdiğini söyleyen birçok insan vardı. AKP’li de olsa, Cumhurbaşkanı’nın “Oy yoksa hizmet yok” anlamına gelen sözlerine tepki olarak CHP’ye oy verdiğini söyleyenler de vardı; uygun aday olmadığı için geçersiz oy kullandım diyenler de… Genel kanı Hatay’da CHP’ye giden oyların yarısının yanlış aday seçimi nedeniyle kerhen verilmiş oylar olduğuydu.

Fotoğraf: Demet Parlar Asi nehri eski yatağına, seraların dibine dökülen molozlar (Samandağ)

Asi nehri eski yatağına, seraların dibine dökülen molozlar (Samandağ)

“Hatay’da uygun başka aday bulamadık” demenin ne anlama geleceği üzerine düşünülmeden, 15 yıl belediye başkanlığı yapmasına rağmen afete dirençli bir kent için gerekli önlemleri almayan, deprem sonrası süreci beceriksizce yöneten bir adayın “kazanacak tek aday” olsa bile, sırf “kazanmak” için aday gösterilmesi kamu yararını, kentsel iyilik halini dikkate almayan, rantçı ve çıkarcı anlayışın ödüllendirilmesi anlamına geleceği de CHP yönetimi tarafından göz ardı edildi.

Özetle Hatay Büyükşehir Belediyesi seçim sonuçlarında CHP’nin ve TİP’in yanlış aday tercihlerinin çok büyük etkisi olduğu kanaati çok yaygın. CHP, TİP ve solda bir türlü birliktelik oluşturamayan diğer sol partilerin beceriksizliğinin Hatay’ı AKP’ye hediye ettiği düşüncesinde Hataylılar.

Evet işte bu toz duman içinde beni umutlandıran tek şey tüm bu siyaset karmaşasına rağmen, Antakya’da, Samandağ’da ve Defne’de koşulların zorluğuna, gündelik yaşamdaki büyük sıkıntılara rağmen, kadim değerlerimizi koruyarak şehrimizi iyileştirme, yaşamı yeniden hep birlikte kurma kararlılığını görmek oldu. Bölgeye her gittiğimde giderek büyük bir boşluğa dönüşen şehrimizin durumunun hissettirdiği acının merhemi oluyor burada yaşamaya kararlı yakınlarımda, dostlarımda gördüğüm neşeli umut, güler yüzlü kararlılık.

Örneğin Karaçay Kolektif Koordinasyon Derneği konteyner üretimi ve eğitimi için Yapı Atölyesi çalışması başlatıyor, bu hazırlıkları ve yapacaklarını atölye yöneticisi Emrah Bolat’dan dinlemek; örneğin Samandağ’da kadınlar için sosyal bir alan ve psikolojik destek sağlayan Kadın Yaşam Merkezi koordinatörü Neşe Koku’dan çalışmalarını dinlemek; konteyner alanlarda kütüphane alt yapısını sağlamak için düzenleyici, raf, dolap, masa üretimi yanı sıra çocuklar için ahşap oyuncak üretimi çalışmaları başlatan Koru Atölye’nin yöneticisi Anıl Sabancı’yı dinlemek bu toz duman içinde ışık hüzmeleri gibi. Hele değerli akademisyen Oral Gökçay’ın sırf “Konteyner alanları uzun süreli yaşamaya uygun hale getirmek için ne yapılabiliriz?” sorusunu sorarak Antakya’ya gelmesi, incelemeler yapması, iyileştirici projeler yapma sözüyle ayrılması, hepimizin umutlarını güçlendiren bir ziyaret oldu.

Yeni seçilen belediye başkanlarından beklentimiz, 14 aydır çözülemeyen sağlıklı barınma, eğitim, ulaşım, temiz suya ve sağlık hizmetlerine ulaşım, istihdam olanaklarının sağlanması gibi temel ihtiyaçların giderilmesine yönelik icraatlar. Parti kimliği gözetmeksizin, Hatay’ı en çok yıkım yaşayan Antakya, Defne, Kırıkhan ve Samandağ başta olmak üzere tüm ilçeleriyle ayağa kaldırmak ve iyileştirmek için şeffaf ve katılımcı bir biçimde çalışmaları, halkın sesini dinlemeleri.

14 Mayıs seçim sonuçlarını gönüllülük ve dayanışma için bir ölçüt olarak alanlar, “Neden böyle oldu?” sorusunu sormadan Hataylıları, Antakyalıları yargılayanların yarattığı yalnızlaştırmanın haksızlığı nedeniyle bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. Aynı haksız yargılanmaya bu kez 31 Mart seçim sonuçları yüzünden uğramayalım diye. En azından Hataylıların CHP’ye oy verirken ehven-i şer’i seçmek zorunda bırakılması ve 39 bini bulan geçersiz oy üzerine düşünmeye davet bu yazı.

Fotoğraflar: Demet Parlar