Katil var, hırsız var, sağlık yok!

Makale

Tıp Dünyası – HABER MERKEZİ – Türk Tabipleri BirliÄŸi (TTB), Türk DiÅŸhekimleri BirliÄŸi (TDB), SaÄŸlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Devrimci SaÄŸlık İşçileri Sendikası (DEV SAÄžLIK İŞ), Türk HemÅŸireler DerneÄŸi (THD), Ebeler DerneÄŸi, Sosyal Hizmet Uzmanları DerneÄŸi (SHUD), Tüm Radyoloji Teknisyenleri/Teknikerleri DerneÄŸi (TÜMRAD DER) ve Türk Medikal Radyoteknoloji Teknisyenleri/Teknikerleri DerneÄŸi’nin (TMRT DER) imzasıyla 14 Mart Tıp Bayramı’nda yapılan “Katil var, Hırsız var, SaÄŸlık yok!” baÅŸlıklı ortak açıklamada, “Bugün ‘Tıp Bayramı’ymış öyle mi? Tıp mı bıraktınız, saÄŸlık mı bıraktınız? Hangi derdimizden söz edelim? Böylesi bir ortamda nasıl saÄŸlık hakkından, hekimlikten, hemÅŸirelikten söz edelim? İnci diÅŸleriyle bir çocuk, gözümüzün önünde kafasından vurulup, eriyip giderken ağız diÅŸ saÄŸlığından nasıl söz edebiliriz ki?” denildi.
Açıklamayı aynen yayınlıyoruz:

Her yer hırsızlık, her yer yolsuzluk!
Her yer hırsızlık, her yer yolsuzluk, rüÅŸvet, her yerde çürüme kokusu. Polisin, kafasından vurarak öldürdüÄŸü 14 yaşında bir çocuÄŸumuzun acısı sardı yüreÄŸimizi. Yasını tutmak, gönlünce aÄŸlamak isteyen insanlara dahi izin verilmiyor. Acısını yaÅŸamak isteyen insanların kafası kırılıyor, gözü çıkarılıyor, onlara hakaret ediliyor.
Bir çocuÄŸun yasının tutulmasına dahi izin vermemek insanlığın bittiÄŸi yerdir.
Türkiye artık insanların iyice kutuplaÅŸtığı, birilerinin acısıyla “birilerinin” alay ettiÄŸi bir yerdir. “Ustalık” dönemini yaÅŸayan iktidarın ülkemizi getirdiÄŸi yer burasıdır.
Berkin’in gülen gözleri, güzel yüzü bütün anlamlı haliyle bize bakıyor. “Bir ÅŸeyler yapın” diyor, “ben sadece ekmek alacaktım” diyor, “kafamı kırdılar” diyor, “ben daha çok yaÅŸayacaktım” diyor. Onu hayatta tutamadık, içimiz sızlıyor.

Tıp Bayramı mı? Tıp mı bıraktınız, sağlık mı bıraktınız?
Bugün “Tıp Bayramı”ymış öyle mi? Tıp mı bıraktınız, saÄŸlık mı bıraktınız? Hangi derdimizden söz edelim? Böylesi bir ortamda nasıl saÄŸlık hakkından, hekimlikten, hemÅŸirelikten, söz edelim? İnci diÅŸleriyle bir çocuk, gözümüzün önünde kafasından vurulup, eriyip giderken ağız diÅŸ saÄŸlığından nasıl söz edebiliriz ki?
Yıllardır anlatmaya çalışıyoruz, saÄŸlık her insan için doÄŸuÅŸtan gelen bir haktır. MesleÄŸimizi özgürce yerine getirmek, ayrımsız herkese hak ettiÄŸi saÄŸlık hizmetini, kendi haklarımızı da alarak vermek istiyoruz.

Sağlık hizmeti almak herkesin hakkıdır
Gaz odasına dönmüÅŸ kentlere, TOMA’ya, Akrep’e, plastik mermiye, kimyasal gazlara, her türlü polis ÅŸiddetine karşı çıkıyoruz. SaÄŸlık hizmeti almak herkesin, göstericilerin de hakkıdır diyoruz, göstericilere ilk yardım hizmeti verdiÄŸimiz için suçlanıyoruz. MesleÄŸinin gereÄŸini yerine getiren saÄŸlık çalışanlarını hapse atacak, altından kalkamayacağı para cezaları verecek yasalar çıkarıyorlar. İnsanlıklarının, mesleklerinin gereÄŸini yerine getirdikleri için Ankara ve Hatay Tabip Odalarının yönetim ve onur kurullarını görevden almak için dava açıyor bu ülkenin “SaÄŸlık” Bakanlığı!
Geçen 14 Mart’ta “yeniydi” SaÄŸlık Bakanı Mehmet MüezzinoÄŸlu, umutluyduk, taleplerimizi anlatmaya çalışmıştık. Åžimdi artık “yeni” deÄŸil. SaÄŸlık çalışanlarının kendisinden bir ümidi kalmamıştır. Gözünün önünde tüm Dünya’nın tepkisini çeken polis ÅŸiddeti yaÅŸanırken, insanların kafası kırılıp gözü çıkarılırken, çocuklar ölürken “durun” diyememiÅŸtir, “bu polis ÅŸiddeti kabul edilemez” diyememiÅŸtir, “kimyasal gazları böyle ölçüsüzce kullanamazsınız” dememiÅŸtir. Ne mi yapmıştır? Hekimlere, tabip odalarına mesleklerinin gereÄŸini yerine getirenlere soruÅŸturmalar açmış, saÄŸlık çalışanlarını hapse atacak yasalar çıkarmıştır. Ethem’e, Ali İsmail’e, Berkin’e, Mehmet’e, Abdullah’a, Medeni’ye, Ahmet’e, üzüldüÄŸünü gösteren hiçbir belirti göstermemiÅŸ, yakınlarına baÅŸsaÄŸlığı bile dileyememiÅŸtir. Åžimdi de bugünkü eylemlerinden dolayı saÄŸlık çalışanlarını halkın saÄŸlığının önünde engel çıkarmakla suçlamaktadır. Üzüntü vericidir, saÄŸlık çalışanları açısından mevcut iktidarın saÄŸlık politikalarının, SaÄŸlık Bakanı’nın güvenilirliÄŸi ve inandırıcılığı kalmamıştır.
SaÄŸlık çalışanları bu ülkenin hemen tamamı gibi mutsuzdur, geleceÄŸinden kaygılıdır, öfkelidir, ÅŸiddet sarmalı içinde kalmıştır, mesleÄŸini hakkıyla yerine getiremediÄŸini, hakkını alamadığını düÅŸünmektedir.
Böylesi bir ortamda saÄŸlıktan söz edilemez.
SaÄŸlığımız için, en azından çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatı için, geleceÄŸimiz için bu ülkenin saÄŸlık çalışanları yurttaÅŸlarıyla birlikte mücadele etmeye, çocuklarımızı yaratılan ÅŸiddet sarmalına kurban vermemeye kararlıdır.