Birleşik Krallık’ın Yoksul Ülkelerden Hekimleri Cezbetmesinin Sessiz Skandalı

Çeviri Genel Makale

Patrick Cockburn/
Çeviri: S. Erdem Türközü

On dokuzuncu yüzyılda Britanyalı işgalcilerin Afrika ve Asya’dan sanatsal ve dini yapıntıların yağmalaması, bunların ilk başta çalındıkları ülkelere iade edilip edilmemesi konusunda çok şiddetli tartışmalara neden oluyor. Ama Britanya tarafından bugün başlatılan ve nihayetinde uzun zaman önce bu emperyalist girişimlerden daha fazla acıya neden olabilecek eşit derecede kazançlı seferler hakkında tartışmalar çok daha sessiz.

Söz konusu olan, çok gereksinilen ve pahalı eğitim almış hekim ve hemşireleri, yoksul Afrika ve Asya ülkelerinden Britanya’ya kasten cezbetme siyasasıdır. Bunun nedeni, çok az sayıda hekim ve hemşire yetiştirmemiz ve bu sayının iki katına gereksinildiği halde yalnızca 7.500 tıp fakültesi öğrencisi kontenjanı sunmamızdır. Açık, çoğunlukla Afrika ve Asya’daki yoksul ve orta gelirli ülkelerin parçalanan sağlık sistemlerinden beslenerek kapatılıyor.

Oradan tıp uzmanlarının çıkışı yüksek ve daha da artıyor. En başından beri, Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) yurtdışından istihdam yoluna gitti. Ama BBC’nin Paylaşılan Veri Birimi tarafından derlenen istatistiklere göre, son on yılda, NHS tarafından BK ve AB dışından istihdam edilen hekimlerin payı yüzde 18’den yüzde 34’e ve hemşirelerin payı yüzde 7’den yüzde 34’e yükseldi. Aynı dönemde sağlık hizmetlerinde BK eğitimli hekimlerin oranı yüzde 69’dan yüzde 58’e ve hemşirelerin oranı yüzde 74’ten yüzde 61’e düştü.

Zaman zaman, kalifiye sağlık personeli kaybının ölçeği kendi ülkelerinde bir skandala neden oldu. Örneğin, Temmuz 2020’de Nijerya göçmenlik servisi, 58 Nijeryalı hekimin BK’ya giden tek bir uçakla Lagos Uluslararası Havaalanı’ndan uçmasını engelledi. Nijerya basını, Nijerya’daki 182 milyon insanın gereksindiği hekimlerin yüzde 15’inden daha azına sahip olmasına rağmen, BK’da hâlihazırda 4.000 Nijeryalı hekimin çalışmasını protesto etti.

Nitelikli sağlık çalışanlarını, onları kaybetmeyi en az göze alabileceklerden çekip almak yeni değil ama ilgili sayılar keskin bir şekilde arttı. NHS her zaman çok az hekim eğittiğini biliyordu ama Hazine daha fazlasını ödemeyi reddetti. BK ucuza birinci sınıf bir sağlık hizmetine sahip olmaya çalıştı ama bu, başkaları tarafından ödenen tıbbi uzmanlığa artan güvenin yanı sıra COVİD-19’dan önce bile tekrarlayan krizler anlamına geliyordu.

Brexit’ten bu yana AB üyelerinden gelen hekim ve hemşirelerin oranı düştü ve AB üyesi olmayan daha yoksul ülkelerden gelenlerin sayısı arttı. BBC Veri Birimi tarafından Norfolk ve Norwich Üniversite Hastanesi’nde danışman bir histopatolog olan Dr. Alexia Tsigka’dan aktarıldığına göre, Tsigka’nın uzman olduğu alanda, Birleşik Krallık tıp fakültelerinin sadece yüzde üçünde tam kadro var.

Dr. Tsigka, “Brexit’ten sonra en azından bizim fakültelerimizde Avrupalı kimsenin geldiğini görmedim” diyor. “Bölümümüze başvuran hekimlerin çoğu Hindistan, Mısır ve bir kısmı da Sri Lanka’dan geliyor.”

 

Geçmişte NHS, yurtdışındaki kaçak personele olan bağımlılığını reddetti ya da önemsizleştirdi. Ağustos ayında, o zamanki Sağlık Bakanı Steve Barclay’in binlerce hemşireyi işe almak için Hindistan ve Filipinler gibi ülkelere NHS yöneticileri göndermek istediği bildirildi. Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığı’ndan bir sözcü, bakanlığın “yurtdışından personel alımının nasıl daha etkin bir şekilde yapılacağını incelemek için işe alım uzmanlarıyla birlikte çalışacağını” söyledi.

Daha önce, yenilemeyi göze alamayacakları sınırlı tıbbi kaynaklarını azaltarak yoksul ülkelere verilen zararı vurgulamış olan, Londra King’s College epidemiyoloji ve uluslararası akıl sağlığı siyasası alanında emekli öğretim üyesi Rachel Jenkins, “işe alınanların çoğu, hekimlerin [hastalara] oranının düşük olduğu, yüksek bebek ve anne ölüm oranlarına sahip, düşük ve orta gelirli ülkelerden gelecek; bu korkunç bir gelişme” dedi.

BK sağlık yetkililerinin yalnızca küresel bir hekim ve hemşire havuzuna eriştiklerini iddiasını, “orada havuz yok, çöl var” diyerek hor görüyor.

Hükümet, sağlık hizmetinin karşı karşıya olduğu en büyük sorunun hekim ve hemşire eksikliği olduğunu bilmesine rağmen, onları BK’da daha fazla eğitmeyeceğini açıkça belirtiyor. Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığı’nın Milletvekili Jesse Norman’a yazdığı bir mektupta, bakanlık her yıl fon sağladığı tıp fakültelerindeki kontenjan sayısını 6.000’den 7.500’e çıkardığını söylüyor. Mektupta, “hükümetin şuanda bunun ötesinde kontenjan artırma planı yok” deniyor.

Birleşik Krallık sağlık hizmetinin, yoksul bir ülkede çalışmaktansa zengin bir ülkede çalışmayı ve yaşamayı doğal olarak tercih edecek personeli işe alma konusundaki asalak bağımlılığı, azalmak yerine artmaya devam ediyor. Bu, yoksuldan zengine akan ve zenginlerin ondan vazgeçmesi için zenginlerin yararına çok fazla işleyen, tersine dış yardımdır. Bunun gerekçesi olarak ortaya atılan sahte iddialar, hekimlerin geldikleri ülkelerine geri döndükleri ve beraberlerinde yeni elde edilmiş uzmanlığı getirdikleri iddiasını içeriyor ama gerçekte geri dönen çok az kişi var.

NHS’nin, hâlihazırdaki zehirli sisteme bağlı kalmanın gerçek nedeni, çok sayıda yabancı eğitimli sağlık personeli olmadan işlevini yitirmesidir. Son yıllarda bulunduğum her tıbbi tesiste olduğu gibi, kişisel deneyim istatistikleri tam olarak destekliyor, yabancı ülke doğumlu personel çoğunluğu oluşturuyor.

2009’da bacağımı kırdığımda ameliyatı yapan üç hekimin hepsi Ortadoğu’dandı. Uzmanlıklarından etkilenerek, ayrılmalarının Kahire ya da Beyrut’ta bıraktığı boşluğu merak ettim.

AB üyesi olmayan yabancı personele bağımlılığının NHS üzerindeki etkisi artıyor ama aynı şey hayatın diğer alanlarında da oldu. Bu garip çünkü Brexit süreci kısmen Britanya’nın, hükümetin girişini denetleyemediği göçmenlerle dolduğu inancıyla harekete geçirildi.

AB’den ayrılmak için oy kullanan seçmen, Britanya AB’den ayrıldıktan sonra göçmen akışının azalacağını doğal olarak varsaymış olabilir. Ama bunun yerine sayı arttı. İçişleri Bakanlığı, geçen yıl İngiltere’de çalışmak ya da okumak için gelenlere 1,1 milyon vize verildiğini ve bunun bir önceki yıla göre yüzde 80’lik bir artış olduğunu söylüyor.

Bunların hepsi yasal göç ve bu yıl şimdiye kadar Kanal’ı yasadışı yollardan geçen 23.000 göçmeni tamamen gölgede bırakıyor. Ama göçle ilgili haber programlarına damgasını vuran şey, göçmenlerin denizde toplanıp güneydoğu Kent sahillerine inişlerinin fotoğrafları.

Şimdiye kadar, çok sayıda yasal göçmenin gelişi şaşırtıcı derecede az siyasi etki yarattı. Hükümet, teknelerle gelen göçmenlere tepki olarak göçmenleri Ruanda’ya sınırdışı etmeye yönelik işlevsel olmayan planına işaret etmekten mutluluk duyuyor. İşçi Partisi konudan uzak durmak istiyor. Pek çok göçmenin kalifiye olması ve onların büyük çeşitliliğe sahip kentler tarafından emilmesi gerçeği, onları kalifiye olmayan işçilerin gözünde iş için daha az rakip kılıyor.

2016’dan farklı olarak, hiçbir siyasi parti ya da medya, göçmen karşıtı duyguları kamçılamadı. Yine de, böylesine büyük bir demografik değişiklik bir tür tepki yaratmazsa şaşırırım.

Kaynak metin: https://braveneweurope.com/patrick-cockburn-luring-doctors-from-poorer-countries-is-the-uks-quiet-scandal

Kavramlar: Finans, Küreselleşme, Eşitsizlik, Kalifiye İşgücü Göçü, Göç.

Not: Çeviri, https://dunyadanceviri.wordpress.com/2022/09/17/patrick-cockburn-birlesik-krallikin-yoksul-ulkelerden-hekimleri-cezbetmesinin-sessiz-skandali/ adresinden alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.