“Sağlıkta Ticari Çeteleşme: Bebek Ölümleri Raporu” Özeti: Sağlıklı Bir Toplum Yaratılması İçin Sağlık Sisteminin Yeniden İnşasına Gerek Vardır

Sağlıkta çeteleşmelerin oluşmaması, sağlıklı bir toplum yaratılması için sağlık sisteminin ye-niden inşasına gerek vardır ve bu mümkündür. Kamuda hizmet alım ve taşeronlaşma sistemin ve performansın kaldırılması, özelden SGK’nin hizmet almaması, erken doğumları ve yenido-ğanların yoğun bakım ihtiyacını azaltan bir sistem kurulması ihtiyacı vardır. Tüm sağlık ku-rumlarında çalışanlar için güvenli ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

Devamı

“Çıplak Arama” Bir İşkence Yöntemidir!

Çıplak arama; fiziksel, ruhsal ve cinsel şiddet olmasının yanında bir de işkence olarak kabul edilmeli-dir. Cezaevlerine girişte uygulanan çıplak arama, birçok kişi için “özgür bir insan”dan “hapsedilmiş bir insan”a dönüştükleri “o an”ı temsil etmektedir. Sadece kıyafetlerin değil kimliklerin de soyulduğu, kişilerin otonom bireyler olarak değil homojen topluluklara dönüştürülmeye çalışıldığı bir tablo söz konusudur. Bir hükümlü maruz kaldığı ilk çıplak aramayı “derinden parçalara ayıran ve izole eden, öfkeli ve düşmanca bakışlar altında çıplak durduğu, varoluşsal olarak değersizleştirildiğini derinden hissettiği o an” olarak tarif etmiştir.

Devamı

Doğumda Normal Olan Kadının ve Hekimin Birlikte Verdiği Karardır

Doğum, bir süreye sıkıştırılmış bir eylem değil, sağlık sistemi içerisinde kadının gebelik önce-si sağlık durumunu da içeren kişinin özgün ihtiyaçlarının belirlediği bir süreçtir. Kadınlar ve kadın hekimler olarak, Sağlık Bakanlığı’nın “normal doğum” vurgusu ve “Doğal olan normal doğum” gibi kadın bedeni üzerindeki denetimi artıran politik söylemleri kadınların tercihleri-ne ve hekimlerin özerkliğe müdahale olarak değerlendiriyor; doğum şekline hekim ile birlikte kadınların karar vermesi gerektiğini savunuyoruz.

Devamı

Askeri Hastanelerin Yeniden Açılmaları Gündemde

GATA ve askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na devri ile askeri hekimliğin deneyimleri ora-dan kaldırılmıştır. Bu hastanelerin faal olarak hizmet verdikleri dönemlerde ihtiyaç halinde sahaya gönderilen tecrübeli ve alanlarında yetkin ekipleri ile hızlıca ilk müdahale, değerlen-dirme ve transferlerin yapılabildiği mükemmel bir sistem yok edilmiştir.

Devamı

Geçmiş ve Gelecek Arasında Antakya ve İklim Kanunu

6 ve 20 Şubat depremlerinde neredeyse tümüyle yerle bir olan Antakya’nın yanı sıra Ha-tay’da yıkımın çok fazla olduğu Samandağ, Kırıkhan ve Defne ilçelerinde molozların kal-dırılması ve depolanmasında ekokırım alanları yaratıldı. Şimdi de kamulaştırmaya bile gerek duymadan geçici el koymalarla tarım alanları, zeytinlikler, sulak alanlar yok ediliyor; toprak, nehirler ve tatlı su kaynaklarıyla birlikte hava kirletiliyor; biyolojik çeşitlilik çok büyük zarara uğruyor.

Devamı

Alev Aksungur’un Serbest Piyasada OSGB Deneyimi Üzerinden Sağlık Politikalarının Vahameti

Geçtiğimiz mart ayında kaybettiğimiz Dr. Alev Hazel Aksungur tarafından yedi yıl önce kaleme alınan ve Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi’nde (MSG) yayımlanan yazı, gerek Alev’in meslek yaşamının güçlüğünü ortaya koyma ve gerekse de son 22 yıldır uygulanan sağlık politikalarının vahametini vur-gulama açısından kıymetli. Alev, 2018’de yayımlanan yazısında o zamana kadar çalıştığı 7 farklı Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi’nde (OSGB) yaşadığı deneyimler yola çıkarak var olan olumsuzlukları dile getirmişti. Yazısı yayımlandıktan sonra da yaşadığı altı yıl boyunca da olumsuzluklar karşısında susma-dığı ve mücadele ettiği için defalarca OSGB değiştirdi. Çünkü şunu söylüyordu: “Çirkin bir rüzgar bizim gibi insanların üzerinde esiyor ve zaman zaman ateş topları ile dağlıyorlar yüreğimizi ama biliyorum biz inatla, dirençle yaşamaya devam edeceğiz ve mücadeleden hiç vazgeçmeyeceğiz.”

Devamı

Gurbette Hekim Olmak/Göç Hikayeleri: İş Görüşmesi, Sözleşme Süresi, Maaş Pazarlığı Türkiye’den Gelen Çoğu Hekim İçin Yeni Kavramlar

Son yıllarda başta hekimler olmak üzere sağlık emekçileri Türkiye’den göç ediyor. Aslında onlar ya-şanmaz hale gelen bir toplumsal düzenden kaçıyorlar. Hekimler onurlu, insani mesleki koşullar ve güvenli bir gelecek hayalleri ile ülkeyi terk ediyorlar. Tıp Dünyası’nda bundan sonra hekim göçü ile ilgili hikayelere yer vermek istiyoruz. Almanya’da hekimlik yapan Muharrem Delikkaya, “Aslında başka bir ülkede hekimlik yapmak sanırım mesleğin felsefesine dair pek bir şey değiştirmiyor ama dönüp iki ülkeye baktığım zaman aslında bambaşka hekimlik pratikleri ve yaşam biçimleri olduğunu net bir şekilde fark ediyorum. Hekimler için Türkiye’de sahip olduğumuz devlet memurluğu ve do-layısıyla ömür boyu iş garantisinin burada olmaması pek çok yeni duruma alışmayı zorunlu kılıyor. İş görüşmesine katılmak, sözleşme süresi belirlemek veya çoğu yerde toplu sözleşme ile belirlense bile maaş pazarlığı yapmak Türkiye’den gelen çoğu hekim için yeni kavramlar” diyor.

Devamı

Bu da Öyle Bir Gündü

Konuşmacı Deniz Durukan bizlere “insan” Selim İleri’yi anlattı, hatta hissettirdi. Kaleme aldığı yapıtlarıyla İleri’nin Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında nasıl bir bağlaç işlevi gördüğünden de söz etti. Eserlerinde, yaşadığı dönemi geçmişi ile birlikte kuru bir tarih anlatısından ziyade “hatırlama” gibi son derece insani biçimde aktarmaya çabaladığını, her hatırlamada olduğu gibi okuyucuları ile özel birebir anlatı oluşturabildiğini vurguladı. Öyle ya; herkesin Selim İleri’si farklıydı. Güzel ve değerli olan da bu idi.

Devamı
Efsane doktor Agop Kotoğyan

Efsane Doktor Agop Kotoğyan’ın Ardından

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı’nın duayen Öğretim Üyesi Prof. Dr. Agop Kotoğyan erken sayılabilecek bir yaşta (16 Şubat 2018) hayatını kaybettiğinde tıp dünyası ona ağlıyordu. İlk gençlik yıllarımda Agop Bey’in pek çok hikâyesini dinlemiştim. Bu söyleşi öncesinde şirketimizin ulaştırma görevlisi Vahan Şadoğlu’na ‘Cildiyeci Agop Bey’i dumuş muydun?’ diye sorduğumda, ‘Küçük yaşta saçlarım dökülmeye yüz tuttuğunda annem beni ona götürmüştü’ cevabını vermesi de yukarıda anlattıklarımı destekler mahiyetteydi.

Devamı

Kendi Hastalığının Otoportresini Çizen Ressam: William Utermohlen

Alzheimer hastalığı teşhisi konulan ressam William Utermohlen’in, hastalığının başladığı 1995’ten ölümüne kadar 5 yıllık sürede, hatırladığı kadarıyla kendi portrelerini tuvale yansıtmıştır. Bu sürede yaptığı otoportreler, Alzheimer hastalığının kendisinde nasıl ilerlediğini gözler önüne sermektedir. Portrelere bakıldığında ressamın önce korku ve yalnızlığı, sonra isyanı ve öfkesi, ardından da utancı ve ıstırabını görebiliyoruz. Yaptığı resimlerden belli yeteneklerinin ne zaman kaybolduğu adım adım izlenmektedir. Bilim insanları, Alzheimer hastalığının sanat yeteneklerini mahvetmiş olmasına karşılık Utermohlen’in yaratma arzusunu engelleyememesi karşısında çok etkilenmiştir.

Devamı