Anti Sağlamcı ve Erişilebilir Bir Sağlık Sistemi Mümkün

Makale

Burak Sarı

“Ben niye sağlık hakkına ulaşabilmek için kişilik haklarımdan feragat etmek zorunda bırakılıyorum?” Bu soru sağlık hizmetine ulaşmak durumunda kalan her engellinin aklının köşesinde sabit duran bir soru. Bu soru ve yarattığı kaygılar toplumsallaştığı ve kolektif bir çözüm arama uğraşını tetiklediği oranda, bu soruya neden olan koşulların değişmesi mümkün olabilir. Çünkü toplumun bir kesiminin, en temel haklarından biri olan sağlık hakkına ulaşmak için kişilik haklarından feragat etmek zorunda bırakılması tüm toplumun sorunu.

Kişilik Haklarından Feragat Etmeye Mecbur Bırakılmak

Kişinin kendi bedeni üzerindeki tasarrufunun kısmen de olsa engellenmesi, sıradan olma hakkının elinden alınması, bağımsızlığının ortadan kalkması, mahreminin yok sayılması; kişilik haklarından soyundurulması demek. Sağlık hizmetine ulaşırken milyonlarca engellinin yaşadığı tam da bu. Kapsayıcı ve erişilebilir olmayan sağlık sisteminin bedelini, milyonlarca insan farklı şekilde ödüyor. Kişi yaşadığı sağlık problemi kadar, sağlık hizmetine nasıl ulaşabileceğinin de kaygısına düşmek zorunda kalıyor. Çünkü çoğu engelli için tek başına, sorun yaşamadan sağlık hizmeti alabilmek mümkün değil. Bu da demek oluyor ki engelli kişi sağlık hizmeti almak istediğinde, başka bir kişinin de zamanını ve enerjisini bu konuya ayırması gerekiyor. Bu mecburiyeti yaşamak zorunda kalan insanda oluşan tramvayı kelimelerle anlatmak mümkün değil. Günlük yaşamdaki erişilebilirlik problemleri ve sağlamcı uygulamalara rağmen, kendi çözümünü kendi yaratarak bağımsız bir yaşam inşa etmiş kişinin; en temel haklarından biri olan sağlık hakkına ulaşabilmek için bu bağımsızlıktan feragat etmek zorunda kalması en başta insan onuruna aykırıdır.

Düşünün bedeninizde bazı işlerin yolunda gitmediğini hissediyor ve kaygılanıyorsunuz. Yakınlarınızın paniğe kapılmasını istemiyorsunuz. Bulguların tıbbi sonuçlarını ilk siz öğrenmek ve o sonuçlara göre yakınlarınıza konuyu açmayı planlıyorsunuz. Oysa bu mümkün değil. Bunun mümkün olmaması sizin yeti çeşitliklerinizden (engel durumu) kaynaklı değil. Tamamen sistemin kapsayıcı olarak düzenlenmemesinden kaynaklı. Yani erişilebilir bir sağlık sisteminin yokluğu en baştan şöyle bir ikilem yaratıyor: Ya kaygılarınızı erteleyeceksiniz ya yakınlarınızın da kaygılanmasını göze alarak konuyu onlara da açacaksınız ya da “kervan yolda dizilir” misali tüm erişilebilirlik sorunlarını göze alıp, orada destek alarak işleminizi yaptırmaya çalışacaksınız. Bu demek oluyor ki “siz herkes gibi gidip tek başınıza tetkik yaptırma özgürlüğüne sahip değilsiniz. Bu özgürlüğe sahip olmanızın koşullarının yaratılması mümkün olduğu halde. Bu sizin sıradan olma hakkınızın elinizden alınması demek oluyor. Sıradan olma hakkı; herkesin yaptığı günlük işleri, herkesle aynı şekilde yapabilmek. Herkesin dikkat çekmeden günlük hayat döngüsü içinde kısa sürede yaptığı işler anlamına geliyor. Örneğin büyük bir hastanede herhangi biri gidip sırasını alıp muayenesini olup işine döner. Hastanelerde iç navigasyon sisteminin olmaması, numaratörün erişilebilir olmaması gibi nedenlerle engelliler için basit bir muayene işlemi bile ekstra efor ve planlama gerektirir. Bu örneği yaşamın farklı alanlarında çoğaltmak mümkün. Bu sorunun kökeninde sağlamcılık ideolojisi ve onun neden olduğu sorunlar vardır.

Ayrımcı Bir İdeoloji Olarak Sağlamcılık

1960 ve 70’ler ezilenlerin mücadelesinin yükseldiği yıllardı. O yıllarda yükselen sakat hareketi de bu dalganın rüzgarıyla yeni arayışlara girdi. Yeti çeşitliliklerini tıbbi bakış açısıyla değerlendiren, tedavi odaklı “engelliliğin medikal modeli” tartışılmaya başlandı ve medikal modele karşı engelliliğin toplumsal bir mesele olduğunu savunan “engelliliğin sosyal modeli” ortaya çıktı. Sosyal model, o dönem iş kazaları kaynaklı sakatlanmaların yoğun derecede yaşandığı İngiltere işçi sınıfı içinde filizlendi. Sosyal model, engelliliği medikal modelin dar bakış açısından çıkararak, sorunun toplumsal boyutunu görünür hale getirdi. Sosyal modele göre engellilik bir yeti çeşitliliği ve bu yeti çeşitlikleri toplum ve sistem tarafından engele dönüştürülüyor. Toplumsal koşullar değiştiğinde, yeti çeşitliliklerine uygun yöntemler geliştirildiğinde engellenme durumunun büyük ölçüde ortadan kalkacağını savunuyor. İlerleyen yıllarda sosyal modelin yetersizlikleri de tartışılmaya başlanıyor ve sorunun kökeninde bugün kapitalizmin yarattığı “normallik” algısı olduğu vurgulanıyor. Sağlamcılık da bu tartışmalar sonucunda engellilere yönelik ayrımcılığın ideolojisi olarak dillendirilmeye başlanıyor. Sağlamcılık, yaratılan normale göre tanımlanan “ideal beden”in dışında kalanları eksik ve kusurlu kabul eden bir ideoloji. Tıpkı ırkçılık, LGBTİ+ fobi, mizojini gibi ayrımcı bir ideoloji. Bu ayrımcı ideolojiler birbirinden bağımsız değil ve birbirinden besleniyor. Sağlamcılık eşitlikçi ve kapsayıcı bir toplumun önündeki en büyük engellerden. Çünkü yaratılmış normalin dışında kalan kesimlerin en temel haklarını ve taleplerini “özel gereksinim” kalıbına sıkıştırarak erteler. Sağlamcılığın gündelik hayata ve politikalara yansıması ayrı ayrı yazıların konusu. Biz burada sağlık alanındaki yansımasına değineceğiz.

Sağlamcılık ve Erişilebilirlik Sorunları Nitelikli Sağlık Hizmetini Engelliyor

Sağlamcılık toplum içinde yaygın bir ideoloji olduğu için farkında olarak ya da olmayarak herkes onun etkilerini taşıyor. Bu durum sağlık emekçileriyle engelli hastalar arasındaki ilişkiye de yansıyor. Bu yansıma diğer toplumsal ilişkilerdeki sağlamcı şekillenmenin bir parçası. Kişisel mahremi yok sayma ve hastayı değil refakatçısını muhatap almak sağlamcı yaklaşımın en belirgin örneklerindedir. Genellikle işlem esnasında sağlık görevlileri, engelli hastanın şikayetini kendisinden dinlemek yerine yanında gelen kişiden dinlemeyi tercih ederler. Çoğu zaman sağlık kuruluşlarındaki erişilebilirlik yetersizlikleri nedeniyle refakatçiyle gelmeyi tercih eden hasta, bir anda refakatçinin odak haline gelmesiyle şikayetlerini tam anlamıyla sağlık personeline iletemez. Gerekli durumlar dışında refakatçinin muayene odasına alınması hasta mahremiyetinin ihlalidir. Bu durumda engelli hasta hem derdini istediği gibi anlatamaz hem kişiliğinden soyutlanmış hisseder hem de refakatçı bilmesi gerekenin fazlasını öğrenmiş olur refakat ettiği kişi hakkında. Bu durum özellikle tabu olan konularda ya da önemli hastalıklarla ilgili şüphe durumlarında engelli kişinin belli rahatsızlıklarıyla ilgili muayene, tetkik ve tedavisini ertelemesine ya da bu süreçlerin olması gereken şekilde ilerlememesine neden olabilir. Cinsiyetsizleştirme ve yetişkin gibi davranmama da sağlamcılığın toplumsal alandan sağlık alanına yansımasına örnek gösterilebilir. Odağın ilgili sağlık şikayetinden, engel durumuna kayması da çok rastlanan bir durum. Muayene sürecinde hiç alakası olmadığı halde konunun odağı kişinin şikayeti değil engel durumu olur. Sınırlı zaman, konuyla ilgisi olmayan bir mevzuyla heder edilir. Yapılacak işlemin anlatılmaması da engelli hastanın işlem sırasında kaygılarının artmasına neden olur. Açıklayıcı ve net iletişim önemli. Örneğin kör bir hastaya o an ne yapılacağı, nasıl bir alet kullanılacağına dair bilgi verilmesi, hastanın kaygılarını hafifletebilir. Bu yönelim işlem sırasındaki gerginliği de azaltır. Sağlık emekçisinin, engel grupları hakkında bilgi sahibi olması hayati önem taşıyor. Örneğin ses hassasiyeti olan otistik bir hastanın ses kesici özelliği olan kulaklık kullanmasına tepkisel yaklaşan sağlık emekçileri oluyor. Erişilebilirlik sorunları ve ADİS’in (Alternatif Destekleyici İletişim Sistemleri) kullanılmaması sağlık merkezlerini engelliler için erişilemez kılıyor. Bu erişilebilirlik yetersizliği nedeniyle çoğu zaman refakatçı ile işlem yapmak zorunda kalınıyor. Hastaneler aşırı karmaşık. İç navigasyon sistemi yok. Sıramatiklerden sıra almak erişilebilir değil. Sıramatiklerin yardımcı teknolojilerle erişilebilir hale getirilmesi gerekiyor. Hastane içini tarif eden Braille dokümanlar oldukça faydalı bir rol oynuyor. Yine kolay erişilebilen noktalarda oda isimlerinin, bölüm isimlerinin Braille olarak da yazılması önemli. Sağlık kuruluşlarında işaret dili tercümanı bulundurmak sağır ve işitme engellilerin nitelikli bir sağlık hizmeti alabilmesi için olmazsa olmaz. Yine farklı engel grupları için ADİS kullanılmalı. Bazı engel türleri için duyu dostu alanlar oluşturulmalı. Sıra beklenirken tanınan öncelik destek ihtiyacına göre belirlenmeli. Görüldüğü üzere talepler yerine getirilmesi zor talepler değil. Her hastanın sağlığa eşit erişim hakkının yerine getirilmesi gereken koşulları. Her alanda olduğu gibi bu sorunların çözümünün ertelenmesi de sağlamcılık kaynaklı. Anti sağlamcı bir toplumda, anti sağlamcı bir bakış açısıyla bu sorunların hepsi çok rahat giderilebilir. O zaman eşit, parasız, ana dilde sağlık hakkı talebine bir an önce erişilebilirlik de eklenmeli. Herkes için eşit ve erişilebilir bir sağlık sistemi mümkün.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.