Kadın Sağlık İşçisinin Emek Gücü: Görünmeyen, Yok Sayılan Ama Mücadeleden de Geri Durmayan

Makale

Reyhan Tüfekçi

Ben bir kadın sağlık emekçisiyim. Bana, “Bu alanda kadın emeğini yazar mısın?” diye bir teklif geldiğinde hiç düşünmeden “Tabii ki yazarım” dedim. Çünkü sesimizi ve emeğimizi duyurmanın yollarından biri de bu. “Biz bin kişiyiz, birbirini bilen kişiyiz. “Anadolu da meşhur bir sözdür bu. Biz, birbirimizi bilen, birbirimizin emeğine tanıklık eden binlerce sağlık emekçisiyiz. Bizi yine en iyi biz anlarız.

Sağlık hizmeti kadınların omuzlarında

Sağlık hizmetleri, kadın emeğinin en yoğun olduğu alanlardan biri. Bugün sağlık hizmetleri büyük ölçüde kadınların omuzlarında yükseliyor. Sağlık Bakanlığı’nın verileri de bunu açıkça ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 2025 tarihli “Kadının Kalkınmadaki Rolü” raporuna göre tüm sağlık çalışanlarının yüzde 65’i, hemşirelerin yüzde 83’ü, ebelerin ise yüzde 99’u kadın. Hastanelerdeki temizlik işçilerinin çoğunluğu da yine kadın.

Temizlik işçisinden hemşiresine, ebesinden diğer sağlık çalışanlarına kadar birçok meslek, toplumda hâlâ “kadın işi” olarak algılanıyor. Oysa aynı meslekleri yapan erkekler de var. Ancak bu alandaki görünmeyen emek büyük ölçüde kadınların üzerinde.

Emekte çoğunluk, yönetim ve temsiliyette azınlık

Kadınların sağlık alanında çoğunlukta olmasına rağmen yönetimlerde ve temsil mekanizmalarında aynı oranda yer alamadığını görüyoruz.

Örneğin yine Sağlık Bakanlığı verilerine göre hekimlerin ise yüzde 45’i kadınken başhekimler arasındaki kadın oranı yüzde 14’te kalıyor. Yönetimlerde yer alan az sayıda kadının bir kısmı ise ne yazık ki eril zihniyetle hareket ediyor. En basitinden; doğum izinleri, süt izinleri gibi kadınların doğrudan deneyimlediği ve çok daha iyi anlayabileceği konularda dahi pozitif ayrımcılığın hayata geçirilmediğine tanık oluyoruz.

Bu durum yalnızca idari pozisyonlarla sınırlı değil. Sendikalardaki kadın temsiliyetinde de benzer bir tablo var. Sendikalar çoğu zaman eril bir anlayışla yönetiliyor. Sağlık Çalışanları Hak ve Mücadele Derneği’nin (SAHADER) geçen seneki araştırmasına göre sağlık alanında çalışan kadınların sendikalaşma oranı yüzde 62, ancak sendika yönetimlerindeki kadın temsili yalnızca yüzde 11,43.

Elbette sendika yönetimlerinde yer alan kadınların da aynı eril anlayışı yeniden üretmesinin ayrıca sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.

Tacizin oranı yüzde 70

Sağlık alanında kadınların yaşadığı tek sorun yönetimlerde yeterince yer alamamak değil. Mobbing, bütün işçi sınıfının ortak sorunlarından biri. Ancak kadınlar mobbingi çok daha katmerli yaşıyor. Bunun üzerine bir de taciz ekleniyor.

Yaşanan tacizler, bırakın şikâyet edilmeyi, dillendirilmeye bile çalışıldığında “Adın çıkar”, “Biz hallederiz” gibi söylemlerle yönetim tarafından bastırılıyor. Böylece taciz ve mobbingin önü açılıyor, emeğin üzerindeki denetim daha da sıkılaştırılıyor.

SAHADER’in aynı araştırmasına göre ankete katılan kadın sağlık çalışanlarının 70,7’si çalışma hayatı boyunca işyerinde herhangi bir tacize maruz kaldığını belirtti. Taciz türleri incelendiğinde en yaygın durumun yüzde 47,8 ile sözlü taciz olduğu görülürken bunu yüzde 36,8 ile psikolojik taciz, yüzde 8,8 ile fiziksel taciz izledi. Katılımcıların yüzde 71,1’i yaşadığı taciz olayını resmi olarak bildirmediğini ifade etti. Şikâyet edilen durumlarda ise başvurulan mercilerin tutumunun çoğunlukla yetersiz kaldığı belirtildi.

Kadınlar çoğunlukta ama yok sayılıyor

Bir diğer önemli sorun ise çalışma alanında kadınların çoğunlukta olmasına rağmen çalışma koşullarının ve kullanılan ekipmanların kadınların yok sayılarak düzenlenmesi. Örneğin iş kıyafetleri çoğunlukla erkek bedenine göre tasarlanıyor. Renklerinden bedenlerine, modellerinden kullanım biçimlerine kadar kadınların ihtiyaçları göz ardı ediliyor.

Pandemi döneminde bunun en çarpıcı örneklerini yaşadık. Koruyucu ekipmanlar kadın sağlık emekçileri için çoğu zaman gereğinden büyük ve kullanışsızdı. Tulumlar, eldivenler, gözlükler, siperlikler ve diğer koruyucu ekipmanların büyük bölümü kadın bedenine uygun değildi.

Bütün şikâyetlerimize ve mücadelemize rağmen bu konuda yeterli bir düzenleme yaptıramadık. Oysa ergonomik çalışma koşullarını sağlamak yöneticilerin ve işverenlerin sorumluluğunda. Hele ki söz konusu insan sağlığıysa…

Ne kadar çelişkili, değil mi?

Erkekler için tasarlanmış kıyafetlerin kadınlar tarafından giyilebileceği varsayılıyor; ancak kadınlar için özel olarak bir tasarım yapılması gereği duyulmuyor. Sağlık alanında kadınlar çoğunlukta olmasına rağmen çalışma düzeni hâlâ erkekler esas alınarak kuruluyor.

Eril işbölümü

İşbölümünde de benzer bir durumla karşılaşıyoruz. Örneğin temizlik işlerinde gün boyunca sürdürülen, daha zahmetli ve sürekli işler çoğunlukla kadınlara bırakılıyor. Toz almak, günlük rutin temizlik işleri gibi işler kadınların sorumluluğunda görülürken, tek seferlik ya da daha fiziksel olduğu düşünülen işler erkeklere veriliyor.

Kadınlar gün boyunca toz alırken, erkekler günde bir kez paspas yapıyor, getir-götür işlerini üstleniyor.

Bir de adı konmamış, görünmeyen bir işbölümü var. Bir ortamda kadın varsa çayı kadın veriyor, bulaşığı kadın yıkıyor. Erkek hemşire tedavisi bittikten sonra kullandığı tedavi tepsisini olduğu gibi bırakabiliyor. Kadın hemşire ise işini bitirdikten sonra tepsiyi topluyor, yıkıyor ve yerine koyuyor. Çünkü yıllardır bunun “kadın işi” olduğu öğretilmiş.

Sağlık ekip işidir, o ekipte kadınlar da var

Sağlık hizmeti bir ekip işidir derken yalnızca meslekler arasındaki ayrımdan söz etmiyoruz. Cinsiyet ayrımcılığı da en az mesleki ayrımcılık kadar emeğimize zarar veriyor. Bizi bölüyor, birbirimizden uzaklaştırıyor ve emeğimizi değersizleştiriyor.

Oysa emeğimizi ve kimliğimizi daha değerli kılmak için kavgamızı birbirimize karşı değil, bizi yönetenlere karşı vermeliyiz. Yan yana durmalı, birbirimizin emeğini görmeli ve birbirimizin mücadelesini büyütmeliyiz.

Çünkü sağlık politikalarına yönelik saldırılar; emeğe, emekçiye ve halkın sağlık hakkına yönelik saldırılarla birlikte her geçen gün vites artırarak devam ediyor. Bu nedenle kadınların görünmeyen emeğini görünür kılmak, kadın sağlık emekçilerinin sözünü ve gücünü büyütmek ve hep birlikte mücadele etmek zorundayız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.