Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) tarafından hazırlanan Şubat 2023 Depremleri 3. Yıl Değerlendirme Raporu, Adıyaman, Hatay ve İstanbul’da eş zamanlı düzenlenen basın toplantılarıyla kamuoyuna duyuruldu. Hatay’da TTB-KESK Koordinasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında Hatay Tabip Odası Başkanı Dr. Sevdar Yılmaz şu konuşmayı yaptı:
Dr. Sevdar Yılmaz
Hatay Tabip Odası Başkanı
Hatay Tabip Odası adına hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Bir önceki raporda malum nedenlerden dolayı size Kayseri’yi anlatmıştım. Bugün depremin 4. yılına girerken çok umut dolu bir konuşma yapamayacağım maalesef.
Öncelikle bugünü idari izinli saymayanların canı sağ olsun, 6 Şubat 2023’te çoğumuz için hayat sonsuza kadar durdu, 6 Şubat’ta 1 gün idari izin olsa ne olur olmasa ne olur. Ama olsa insanların ruhuna bir damla su serpilirdi, bunu bize çok görenlere selamımız olsun diyerek başlamak istiyorum.
Hatay’a bahar gelecekti, çiçekler, nergisler açacaktı, cemre havaya suya toprağa düşecekti, oysa havaya toz asbest, suya hayallerimiz, toprağa canlarımız düştü.
Hayatta kalanlar evimizden yurdumuzdan göç ettik, dünyanın dört bir yanına dağıldık. Kim nerede, nasıl bilmiyoruz.
Hataylılar nerede yaşarsa yaşasın her zaman oranın yabancısı olacak, ötekisi olacak. O yüzden Hataylıları en kısa sürede getirmenin yolunu açmamız lazım.
Hataylıları tekrar nasıl getirebiliriz?
Öncelikle Hataylılar 4 duvardan oluşan TOKİ evleri değil yuva istiyor, ışıl ışıl caddelerden önce evlerini aydınlatacak, ısıtacak elektrik istiyor. Temiz hava, temiz su istiyor.
Saray caddesini, Gündüz caddesini, Atatürk caddesini görmek istiyor.
Uzun çarşıyı, balıkçılar çarşısını, güven saatçiyi görmek istiyor, ferah künefeyi kral künefeyi yerinde görmek istiyor, Çağlayanı, Abdo döneri görmek istiyor. Kocaoğlu fırınını görmek istiyor, Harbiye caddesi üzerindeki köhne dükkânda çalışan bisiklet tamircisini görmek istiyor.
Atatürk Parkı bizim için sadece bir park değil. Geçmişimiz, çocukluğumuz, gençliğimiz, kültürel zenginliğimiz, liseden okulu kırıp çay bahçelerinde sosyalleştiğimiz, birçoğumuzun belki de ilk aşkı hissettiği yer. Biz Atatürk parkının girişindeki geyiği de görmek istiyoruz, oda tiyatrosunu, orta kahveyi, palmiyeyi de görmek istiyoruz. Asi kenarında bir bardak demli çay içmenin hazzını da ve hüznünü de yaşamak istiyoruz.
Neden biliyor musunuz? Çünkü kaybettiğimiz anne babamızı, kardeşimizi, arkadaşımızı en son gördüğümüz yerler burası. Eğer buralar olmazsa belki de kaybettiklerimizi hatırlamamız zorlaşacak.
Biz medeniyetler şehri Hatay’ı istiyoruz. Biz kiliselerimizin, havralarımızın birer müzeye dönüşmesini istemiyoruz.
Biz doğamızı katleden taş ocağı, çocuklarımız zehirleyen beton santralleri istemiyoruz.
Biz adalet istiyoruz, ihmali olması muhtemel herkes yargılansın, ama adil yargılansın istiyoruz.
Biz bir de ne istiyoruz biliyor musunuz?
Biz Hatay’ı bir Potemkin köyüne çevirenleri değil, ne hissettiğimizi anlayan, acımızı paylaşan yöneticiler kenti yönetsin istiyoruz.
Biz torbasında umut, torbasında insana dair ne varsa bulunan insanlar Hatay’ı yönetsin istiyoruz.
Hatay’ı seven efendilere seslenmek istiyorum.
Hatay’ı sevmeyin efendiler.
Hatay’ı sevdiniz, Havaalanı yaptınız. Uygunsuz yere inşa edilmesine yapılan itirazları duymadınız, depremde kullanılamadı.
Hatay’ı sevdiniz, olmayacak yere devasa hastane yaptınız. Uygunsuz yere inşa edilmesine yapılan itirazları dikkate almadınız, depremde yıkıldı, şifa dağıtması gerekirken birçok insan için mezarlığa döndü.
Hatay’ı sevdiniz, otoban yaptınız ama Belen’de durdunuz. Depremde ambulanslar, yardımlar gecikti. Ölümlerin artmasına sebep oldu.
Hatay’ı sevdiniz, zeytinlikleri yok ettiniz.
Hatay’ı sevdiniz, TOKİ evleri yaptınız, ev dağıttınız ama, mahalleler dağıldı, komşular dağıldı, aileler dağıldı. Sağımızda, solumuzda, yanı başımızda kimler var, kimler olacak bilmiyoruz. Ayrışmak istemiyoruz biz, tekrar bir araya gelmek istiyoruz. Tekrar söylüyorum biz ev değil yuva istiyoruz, komşularımızı, mahallelimizi istiyoruz.
Şu anki haliyle Sinan TOKİ evlerini, Süleyman Hatay’ı görse Sinan mimarlığından, Süleyman sultanlığından utanırdı.


