Frida Kahlo’nun Kırık Sütunlar (The Broken Column) Otobiyografik Resminin Tıbbi ve Edebi Analizi

Kültür-Sanat

Ali İhsan Ökten

Kırık Sütunlar (The Broken Column) Frida Kahlo, 1944, Museo Dolores Olmedo. Mexico City

Otobiyografileri medikal olgu olabilecek resimler yapan Meksikalı Ressam Frida Kahlo’nun (1907-1954) bedeni çocuk sağlığı ve hastalıkları, nöroloji, radyoloji, ortopedi, omurga cerrahisi, algoloji, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi ana bilim dallarında eğitici bir rol üstlenir. Çünkü çocuk felci hastalığı ve gençlik döneminde geçirdiği tren kazası omurgasında ciddi yaralanmalara ve acılara neden olur. Çektiği acı ve ıstıraplarını yaptığı tablolarda belgelerken ameliyatlarda vücuduna takılan protezlerin illustrasyonunu yapar. Otuzdan fazla cerrahi operasyon geçirir. Hasta ve hastalığı yapıtlarında birleştirerek acısını tüm gerçekliğiyle ortaya koyarak hekimlerin acıya ve hastaya bakış açısını değiştirir. Leonardo da Vinci, Micelangelo gibi büyük sanatçıların anatomi alanında ki katkılarının yanı sıra Kahlo’nun kendi vücudunu konu aldığı tabloları, hastalıklarla ilgili acının anatomi ve radyolojisi olur (Yerdelen, 2014).

Frida Kahlo, eğitim gördüğü dönemde edebiyatla ilgilenmiş, resme ilgisi sonraki yıllarda başlamıştır. Frida Kahlo’nun, küçük yaşta geçirdiği çocuk felci, onun acı dolu yaşantısının başlangıcı olmuştur. Doğumsal bir anormallik olan omuriliğin kapanmaması (spina bifida) ile doğmuş, biyografik yazılarda bu durumdan ya hiç bahsedilmemiş ya da çok az değinilmiştir. Frida Kahlo, bacak problemleri için yaşamı sırasında gelişen çocuk felci (poliomiyelit) ve kazayı suçlamayı tercih etmiştir. Sağ ayak ve bacağına yapılan birçok ameliyat, mevcut durumu daha da kötüleştirmiştir. Sağ bacağının daha kısa ve şekil bozukluğu olması nedeniyle ortopedik ayakkabı giymiş, bacağını gizlemek için uzun kolalı etekler giymeyi tercih etmiştir.

Maruz kaldığı “tahta bacak Frida” benzeri lakaplara ve zorbalıklara pek yüz vermese de çocukluk döneminde gelişen bu fiziksel kusur, onun psikolojik olarak etkilenmesine neden olmuş ve bu yaşadıkları onda derin izler bırakmıştır (Yerdelen, 2014).

Frida Kahlo’nun, resimlerinde kendini uzun eteği ile resimlemesi onun çocukluğunda geçirdiği bu rahatsızlığın izlerini ortadan kaldırmak için olduğu görülmüştür. Freud’a göre “bir sanatçının eserinin izlerini çocukluğundaki deneyimlere kadar sürebilmenin mümkün olduğudur”. Bu fiziksel rahatsızlığı onu psikolojik olarak etkilemiş, sonraki yıllarda vücudunun yapısal olan bu bozukluklarını resimlerine konu yapmıştır (Ataseven-2021).

Gençlik yıllarının çoğunu hasta yatağında geçiren; küçük yaşta yakalandığı çocuk felci ve bunun birkaç yıl sonrasında başına gelen tren kazasının ardından uzun yıllar ciddi sakatlıklarla boğuşan ressam, dış dünyadan uzak, kendi hayal gücünün etkisiyle büyür. Frida Kahlo, hayallerini, rüyalarını kendi gerçekliğiyle harmanlayarak sunar. Bu durum onu resimlerinde gerçeküstü sanat anlayışına götürür.

17 Eylül 1925’te okul çıkışında bindikleri bir otobüsün tramvayla çarpışması sonucu talihsiz bir kaza geçirmiştir. Kahlo, bu kaza sonucunda, çok ağır yaralanmış, vücudunda omurgası da dahil olmak üzere birçok kemik kırılmış, uzun süre sırt üstü yatmak zorunda kalmıştır. Yatakta kaldığı bu sürede, annesinin tavana yerleştirdiği bir ayna sayesinde ilk resim çalışmalarına başlamıştır.

Daha önce kendisiyle bu kadar yalnız kalmayan ve kendisini inceleme fırsatı bulamayan sanatçı için bu deneyim onun portre çalışmasına neden olmuştur. Sanatçı kendisiyle yüzleştiği bu anları şöyle anlatmıştır; “Tam kafanızın üzerinde kendi görüntünüz, özellikle de bedeniniz çoğu zaman çarşafların, yorganların altında olduğundan, yüzünüz. Yani salt yüzünüz. Takılmamak elde değil, neredeyse çıldırtıcı bir şeydir bu. Ya bu takıntı sizi yutar ya da siz onun karşısında dikilirsiniz. Ondan daha güçlü olmak, sizi yutmasını engellemek gerekir.” (Demir, 1995). Frida Kahlo yaşadığı olumsuzluklara rağmen aynadaki yansımasını olduğu gibi resmetme cesaretini göstermiştir.

Vücudunu gösteren birçok resmine rağmen Kahlo, genç vücudunu yaralayan tramvay kazasını resmetmekten kaçınmıştır. Herrrera’ya göre kaza basit bir anlaşılabilir görüntüye indirgenemeyecek kadar çok ağır ve önemlidir. Kazayı anımsamak çok yıpratıcı iken, ilginç olarak Kahlo diğer acı dolu anlarını resmetmekte kendini daha güçlü hissetmiş, bu durum kendisinde rahatlama hissine neden olmuştur (Yerdelen-2014).

Ressamın 37 yaşında yaptığı “The Broken Column”un yani “Kırık Sütun” adlı otoportresinin başrolünde yine o kaza vardır. 18 yaşında geçirdiği otobüs kazası sonrası defalarca cerrahi operasyon geçiren Frida, bir sürü cerrahi işlemler içinde en çok omurga operasyonundan korkar. Kazada kalçasından girip omurgasına saplanan demir, bedenine ciddi ölçüde zarar vermiştir. Bedenini hareket ettirebilmesi, dik durabilmesi ve yürüyebilmesi için bu ameliyat çok önemlidir. Operasyon bittikten sonra 5 ay boyunca gövdesini saran kemerli bir korseyle yaşar. Korse, adeta bir kafes gibidir ve coşkun bir yapıya sahip olan Frida için yatakta geçireceği bu süre bir kafese konulmak ile eş anlamlıdır. Bu nedenle bu otoportreye bakınca bir boğulma, sıkışma, nefes alamama duygusu hissedebilirsiniz.

Resimde Frida duygularını çok başarılı bir şekilde yansıtır. Bedenine saplanan onlarca çivi, çektiği acıların ifadesidir. Kalbinin ortasındaki büyük çiviyse Diego Rivera’ın verdiği acının simgesidir. Sol bacağında çivi yoktur. Çünkü o bacağı acıyı hissetmemektedir. Martı kaşları ve bilerek, çirkin görünmek için koyu boyadığı dudak üstü kıllarıyla dimdik karşımızda duran genç kadının gözlerinden yaşlar süzülür. Açık duran göğüsleriyse bir insan olarak çektiği bu acıları kadın kimliğiyle de çektiğini gösterir. Cinsellik çağrışımı yapan göğüslerinin çevresini sımsıkı saran korse kemerleri, boğulmuşluk hissini veren en önemli noktalardan biridir.

Eserin en sıkıcı hissi ise Frida’nın üreme yeteneğini kaybetmiş rahminden gırtlağına uzanan taş sütundur. Pek çok yerinden çatlamış bu iyon sütunu, bir anıt gibi içinde durur. Kendinden başka hiçbir canlının bulunmadığı resimde omurgasını temsil eden bu taş sütun dışında vurucu bir öğe de cinsel organıdır, ancak onu beyaz bir kumaşla kapatır.

Frida Kahlo bu resminde, Meksika’nın kutsal azizlerinden Aziz Sebastian ikonlarından etkilenerek bedenen ve ruhen verdiği mücadeleyi ifade eder. Resimde omurgası kırık ama her şeye rağmen ayakta kalmayı başarmış güçlü bir kişilik olarak görülmektedir. Arka planda gördüğümüz koyu gökyüzü ve çorak arazi, her ne kadar umutsuzluk verse de Kahlo, her daim neşeli ve olumlu bakabilmesini bilen bir kadındır. (https://resimbiterken.wordpress.com-2014, Ataseven-2021).

Sanat insan yaşamını düzenleyen bir olgudur. Bireyin iç dünyasının dışa vurumunun da önemli bir aracıdır. Sanat bir dışavurum aracı olarak, kişinin içsel yaşantısında yaşadığı duygu oluşumunu dışa aktarması bir anlamda boşalma ve arınma durumudur. Birey sözel olarak aktaramadığı duygularını yazı, çizgi ve şekillerle dışa yansıtabilir.

İlkel dönemlerden itibaren insan duygu ve düşüncelerini görsel sanatlar aracılığıyla yansıtarak maddesel bir görüntüye dönüştürmüştür. İletişim aracı olarak kullanılan sanat, bu kullanımının yanı sıra ruhsal hastalıklarda terapi olarak da kullanılmıştır. (Bostancıoğlu, Kahraman-2017). Bir sanat eserini yaratma sürecinde acıya ihtiyaç duyulmuştur. Bununla birlikte acının sanatı beslemesi ile sanatında acıyı yok ettiği görülmüştür (Kaptan-2014). Sanat insanın birçok gereksinimini karşılayan bir araç olarak tanımlanabilir. İnsanın içinde bulunduğu psikolojik sorunlarını eylemsel olarak uygulama aşamasında bireyin farklı düşünmesine yardımcı olarak dış dünyaya farklı şekilde bakmasına neden olmaktadır. Böylece bireyin içinde bulunduğu psikolojiden uzaklaşarak değişim göstermesini sağlamaktadır. Sanat terapisi olarak bilinen bu yöntem bireylerin zihinsel ve duyusal varlıklarını iyileştirmek amaçlı kullanılmaktadır.

Sanatın terapi olarak kullanımı sayesinde psikolojik sorunları mevcut olan insanlara daha kolay ulaşılabilmiştir. Bu alanda çalışma yapan bilim adamları sanatın iyileştirici gücü üzerinde birçok veriye ulaşabilmişlerdir. Bu çalışmalarda, yaşamı bedensel ve duygusal açıdan mücadele ile geçen sanatçı Frida Kahlo’nun güçlü kişiliği hastalara örnek olarak gösterilmiştir. Onun fiziksel ve duygusal acılarını resimlerle ifadesi toplumda dikkati çekmiştir. Hayatındaki acılarla resimlerinde yüzleşen Kahlo. duygusal arınmaya ulaşan ender sanatçılardan biridir.

Sanatçı sıkıntı ve fiziksel acılarından uzaklaşmak için resim yapmaya başlamıştır. Susan Sontag, “Sanatçı: Örnek Bir Çilekeş” adlı kitabında, acı çeken kişiler hakkında şunları söylemiştir; “Doğaları gereği had safhada, sürekli acı çekebilen kişilerin bir avantajı vardır. Acının şiddetini tersyüz edip onu kendi yaratımız, kendi seçimimiz yapabilmemiz, ancak böyle olur; ona boyun eğeriz. İntihar için haklı bir neden” (Sontag-1991). Sanatçı acıdan uzaklaşmak için duygularını başka yöne çevirerek acıyı hissetmemeyi yeğlemiştir. Acı sanatçı için yaratımın ortaya çıkması için bir neden olmuştur. Sanatçı yaratma süreci boyunca veya yaratım sonunda depresif ruhunu iyileştirerek amacına ulaşmaya çalışır. Böylece hayatta kalmanın bir yolu olarak sanatın iyileştirici gücü kullanılabilir. Yaratım sonucunda dünyadan uzaklaşan sanatçı başka boyutta eserleriyle boy göstermeyi öğrenmiştir.

Kronik ağrı, kişide fiziksel ve ruhsal birçok değişime neden olur. Kahlo’nun eserlerinde, travmanın yarattığı acı ve hasarın yaşattığı duygusal yıkıma dokunulabilir hale gelinmektedir. Kahlo’nun sanatı hekimleri, bilimsel ve klinik rutinlerin dışına çıkararak hastanın bakış açısından acıyı görebilmeye yönlendirmektedir.

Kaynaklar

  1. Ataseven Serpil Yayman. Sanatın İyileştirici Gücü Teması İçinde Frida Kahlo’nun Yaşamı ve Resimleri. EKEV Akademi Dergisi • Yıl: 25 Sayı: 88, Güz, 2021
  2. Bostancıoğlu, B. ve Kahraman, M. E. Sanat Terapisi Yönteminin ve Tekniklerinin Sağlık İyileştirme Gücü Üzerindeki Etkisi. Beykoz Akademi Dergisi, 5(2), 152. 2017
  3. Deniz Yerdelen. Acının Sanatsal Radyolojisi: Frida Kahlo. Altınşehir Adana Kent Kültür ve Sanat Dergisi. 2014. https://www.altinsehiradana.com/Makale/acinin-sanatsal-radyolojisi-frida-kahlo/698
  4. Demir, H. Biz Frida’yı Çok Sevdik. Kadın Araştırmaları Dergisi, (3) 45-46 (1995).
  5. Kaptan, C. Acı ve Sanat. 2014. Web: http://www.sanatteorisi.com/sanatteorisi.asp
  6. Sontag, S. Sanatçı Örnek Bir Çilekeş. Metis Yayınları. İstanbul, 1991
  7. https://resimbiterken.wordpress.com/2014/04/25/frida-kahlonun-the-broken-column-eseri/ 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.