Yirmi Birinci Yüzyılın Genç Odoları* – III: Alaa Salah

Makale

Mermi öldürmez, halkın sessizliği öldürür.

“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı.” 1997 yılının başlarında ben Alaa Salah, Sudan’da dünyaya geldim. Şu anda bir mimarlık öğrenciyim. Aynı zamanda hükümet karşıtı bir protestocuyum. Bir Afrika ülkesi olan Sudan’da 30 yıllık Ömer el-Beşir diktatörlüğüne karşı düzenlenen protestoların simgesi oldum. Ailem beni yetiştirirken vatanımı sevmeyi öğretti. Susmayıp konuşuyor, kız öğrencilerinin eğitim hakkını savunuyor diye henüz on beş yaşındayken Taliban’ın kurşunlarına hedef olan Pakistanlı Malala Yusufzay’ın “Biz sesimizin önemini susturulduğumuzda anladık! Silahlarla teröristleri yok edebilirsiniz ama eğitimle terörü yok edersiniz!” sözlerinden yola çıkarak ben de Sudan’da “Mermi öldürmez. İnsanı öldüren şey, halkın sessizliğidir” sözlerini halkla birlikte protesto gösterilerinde söylemeye başladım.

Dünya basınında ve özellikle Avrupa gazetelerinde bu kalkışma kendiliğinden oluşmuş gibi anlatılıyor. Fakat kesinlikle öyle değil. Sudan Başkanı Ömer el-Beşir’in askeri darbeyle koltuğundan indirilmesinin ardından kadın haklarının ön planda olduğu bir harekete ve seküler yaşam isteğiyle, laik devlet isteğine dönüşmüş durumda. Yanımda birçok kadın ve genç erkek var. Zaten Sudanlı kadınlar, 1950’lerden beri Sudan Kadınlar Birliği aracılığıyla ülkemde ve Afrika genelindeki insan hakları mücadelelerinde önemli roller oynadılar. 2009’da başlayan Kadınlara Karşı Baskıya Hayır Girişimi de bizlere katıldı. Şimdi tüm bu örgütler benimle birlikte yürüyorlar. Çünkü bir kez daha belirteyim, ülkemiz siyasi partilerin ve mezhepsel bölünmelerin üzerindedir. Başından beri bunu söylüyoruz. Üniversitede çok sayıda sunum yaptığım için kitlelerin önünde konuşmaktan da asla zorluk çekmiyorum.

İngiliz gazetesi The Guardian’a “Protestoların ilk gününden itibaren sokaktayım. Ülkemi çok seviyorum, ailem beni böyle yetiştirdi. Hiçbir siyasi geçmişim yok ve ülkem tüm siyasi fikirlerin üzerindedir. Sudan’daki devrimi insanların benim fotoğrafım ile öğrenmiş olması beni mutlu ediyor. Fotoğrafımın çekildiği gün 10 farklı toplantıya katılmış ve devrim şiiri okumuştum ve bu insanları etkilemişti. Başlangıçta 6 kadından oluşan bir grup kadına şarkı söyledim ve onlar da bana eşlik etti ve bu grup büyüdü” diye röportaj verdim. Bundan sonra da zaten dünya sesimizi duymaya başladı.

Belirtmeliyim ki; Sudan’ın Nübye bölgesinde yaklaşık 4 bin yıl önce hüküm sürmüş antik hanedanlığın savaşçı kraliçeleri için kullanılan “Kandaka” olarak anılmaya başladım ülkemde. Sudan’daki eylemcilerin yaklaşık yarısı hatta % 70’i kadınlardan, yani “Kandakalardan” oluşuyor. Sudan’ın cinsiyetçi ve ataerkil yapısına karşı çıkıyoruz biz Kandakalar. Eşitlik için savaşıyoruz ve savaşacağız. Sesimizi birer mermi gibi kullanıyoruz ve kullanacağız da. Ayrıca adli sorumluluk daha doğrusu adaletli bir yönetim sistemi ve silahsızlanma çağrısında bulundum/bulunuyoruz. Siyasi sürecin kadınları olan bizler; “sivil toplumun, direniş gruplarının, etnik ve dini azınlıkların, yerinden edilenlerin ve engelli insanların sürdürülebilir barışa kavuşmalarını” istiyoruz ve bunun için var gücümüzle çalışıyoruz.

Sudan’ın geleneksel bir kıyafeti olan “Thoub”, yani beyaz cüppemle gösteriler sırasında çevremde toplanan kalabalıklar eşliğinde “devrim şarkıları” söylerken bir grafitim yapıldı. Tıpkı Greta Thunberg’in grafitisi gibi. Grafiti de “Özgürlük artık bir heykel değil, o etten ve kemikten bir canlı” yazıyordu. Köklerim gibi bende özgürlük için çabalayan canlı bir Kandaka’yım.

The Guardian’a verdiğim demece tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum. “Hiçbir siyasi geçmişim yok!” Bu siyasilere, yöneticilere, politikacılara ve en önemlisi sosyologlara Z kuşağının kimliği, düşünce tarzı ve hak arama yöntemleri için araştırılması gereken güzel bir örnek herhalde. Dünyada bundan sonra protestoların seyrinin ve düşünce yapısının nerelerden kaynaklanacağını gösteren bir tablo aynı zamanda!

Yaşadıklarımı sizlere şöyle anlatayım: “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü; hem akıl çağıydı hem aptallık; hem inanç devriydi hem de kuşku; aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana… Sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece ‘daha’ sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.” 

* Odo: Ursula K. Le Guin’in “Mülksüzler” adlı kitabındaki Anarres gezegeninin kurucusu, şiddet karşıtı kadın anarşist. Tam adı; Laia Asieo Odo.

 

Dr. Gönül MALAT

Bursa Tabip Odası, Dr. Ali Özyurt Kültür Sanat ve Edebiyat Kolu

 

Kaynaklar:

  1. Wikipedia
  2. BBC Türkçe haberler
  3. Gazete Duvar, Alaa Salah haberleri
  4. Cumhuriyet, Alaa Salah, gösterilere damgasını vurdu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.