/ Haberler / Yenilenmeye değil, yağmaya karşıyız!

Yenilenmeye değil, yağmaya karşıyız!

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin de içinde bulunduğu yaklaşık 1 milyon metrekarelik alan için plan değişikliği yapıldı. TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, şirketlere rant sağlayacak, kamu hizmetini zarara uğratacak aynı zamanda tarihe ve doğaya zarar verecek bu girişime karşı olduklarını söyledi.

Tıp Dünyası – ANKARA

Geçtiğimiz günlerde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin de içinde bulunduğu yaklaşık 1 milyon metrekarelik alan için plan değişikliği yapıldığı öğrenildi. Yeni plana göre, 1927 yılından beri hizmet veren 90 yıllık hastanenin yenilenip ek binaların yapılacağı belirtiliyor. 21 Nisan 2017’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından askıya çıkarılan plan değişikliği, itirazlar için 20 Mayıs 2017’ye kadar askıda kalacak.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin yer aldığı kampüste ağaçlık arazinin yanı sıra, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi, İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu da bulunuyor.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi yerleşkesi üzerinde “yenilenme” adı altında çeşitli projelerin tasarlandığı duyumları ilk kez 2015 yılı Ağustos ayında alınmıştı. Türk Tabipleri Birliği, çeşitli meslek ve sivil toplum örgütleriyle birlikte o tarihte de “Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi arazisinde ranta ve talana izin vermeyeceğiz” açıklamaları yapmıştı.

Konuyu, ilk gündeme geldiği 2015 yılından bu yana yakından takip eden TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, Tıp Dünyası’na değerlendirdi. Tükel, plan raporunda , “Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin ‘zaman içinde yeni teknolojik gelişmelere de bağlı olarak ihtiyaca cevap veremez hale geldiği’, hizmet binalarının yetersiz gelmeye başladığı, buna bağlı ek mekan gereksiniminin doğduğu” gerekçesine yer verildiğini ve raporda ayrıca “Mevcut binaların eskimesi sebebiyle de bu yapıların iyileştirilmesi zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır” ifadelerinin kullanıldığını aktardı.

Tükel’in değerlendirmeleri şöyle:

2015 yılı içinde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi yerleşkesi üzerinde “yenilenme” adı altında çeşitli projelerin tasarlandığı yönündeki duyumlar ve aynı tarihlerde hastane çalışanlarının ağaçların numaralandığını görmeleri üzerine, gelişmeleri takip etmeye başladık. 3 Eylül 2015 tarihinde sağlık emek ve meslek örgütleriyle birlikte Kamu Hastaneler Birliği Bakırköy Bölgesi Genel Sekreterliği binası önünde yaptığımız basın açıklamasıyla görüşlerimizi ve gelişmelerden duyduğumuz kaygıyı kamuoyuyla paylaştık. Geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan bilgilerle konu yeniden gündeme gelmiş oldu.

İhale daha 2012’de Rönesans Holding’e verildi!

2012 yılında “Sağlık Tesislerinin Kiralama Karşılığı Yaptırılması ile Tesislerdeki Tıbbi Hizmet Alanları Dışındaki Hizmet ve Alanların İşletilmesi Karşılığında Yenilenmesine Dair Yönetmelik” esas alınarak akıl hastanelerinin bulunduğu illerde, psikiyatri, yüksek güvenlikli adli psikiyatri ve fiziksel tıp ve rehabilitasyon yatakları ile ilgili bir ihale açıldığı,  ihaleyi de Rönesans Medikal Yatırımları A.Ş. – Rönesans Holding A.Ş. İş Ortaklığı adlı şirketin almış olduğu anlaşıldı. O tarihte, ağaçlara ve doğaya zarar vereceğini öngördüğümüz ‘yenilenmenin’ Kamu Özel Ortaklığı yöntemi ile yapılacağı; 400 yataklı genel psikiyatri hastanesi ve 200 yataklı yüksek güvenlikli adli psikiyatri hastanesi projesinin hazır olduğu öğrenildi.

Kamu-Özel Ortaklığı modeli devrede

Kamu özel ortaklığı modelinde, hastane yerleşkesi özel şirket tarafından yenilenerek  25 yıllığına  devlete kiraya verilecek, devlet de hem şirkete kira ödeyecek hem de ‘çekirdek sağlık hizmeti’ dışındaki hizmetlerden ve alanları işletilmesinden kâr elde edecektir. Bu modelle tıbbî destek hizmetleri ile bilgi işlem, hasta danışmanlığı, sterilizasyon, çamaşırhane, temizlik, güvenlik, yemekhane, arşivleme ve benzeri hizmetleri, ihaleyi alan şirkete devredilmektedir.

İhaleyi alacak şirket; projenin finansmanı, uygulama projesini, tasarımını, inşaatını, medikal cihazlar ve diğer ekipmanın tedarikini ve tesis için gerekli mefruşatı sağlayacaktır. Şirket; ayrıca tesislerin bakım ve onarımı, görüntüleme, laboratuar ve diğer tıbbi destek hizmetleri ile bilgi işlem, sterilizasyon, çamaşır, temizlik, güvenlik ve yemek dahil olmak üzere destek hizmetlerinin sunumunu, sağlık hizmetleriyle uyumlu ve Bakanlık onayını alacak ticari alanların yapım ve işletilmesini de üstlenecektir. Kamu özel ortaklığı modeli ile gerçekleştirilecek olan Proje’nin yapım dönemi 2 yıl, işletme dönemi 25 yıl olmak üzere toplam sözleşme süresi 27 yıldır.

Bu girişim, hastaneyi hem fiziksel, hem işlevsel olarak parçalayacaktır

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi üzerinde kurulu olduğu alan ve halen kullanılan pek çok bina, hem Bizans, Hem Osmanlı hem de Cumhuriyet tarihinin önemli bir parçasıdır. Yapılaşma sahasında  Reşadiye Kışlaları, Bizans Hipojesi ve anıt ağaçlar vardır ve bu durum Anıtlar Yüksek Kurulu’nca belgelenmiştir. Reşadiye Kışlalarının yarım kalmış binaları ve çevresindeki 1000 dönüm arazi, Mazhar Osman'ın yıllar süren mücadelesi sonunda, 1924 yılında, altında  Atatürk’ün imzası olan bir kararla, akıl hastaları için bir hastane yeri olarak tahsis edilmiş,  hastaların ve çalışanların çabasıyla ve emeğiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi adı ile sağlık ve bilim tarihimizde önemli bir görev üstlenmiştir. Bu girişimler hastaneyi hem fiziksel hem işlevsel olarak parçalayacaktır.

Yenilenmeye değil, yağmaya karşıyız!

Karşısında olduğumuz, hastane fiziksel koşullarının ve hizmet kalitesinin iyileştirilmesi değildir. İsteğimiz bir değişim gerçekleşecekse, bunun hem mimari hem de fonksiyonel bir projesinin olması, hastanemizin devlet eliyle ve genel bütçeye uygun planlama ve programla kamu bütçesini zarara sokmadan, şeffaf bir şekilde tartışılarak, yerel yönetimlerin, meslek odalarının, sağlık çalışanı sendikalarının, insan hakları derneklerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve kent savunması platformlarının önerileri, denetimi ve ortak hareketi doğrultusunda psikiyatri ve nörolojik bilimlerin ortak çalışma yapısı bozulmadan, doğaya zarar verilmeksizin yapılmasıdır.

Şimdiki aşamanın, askı sürecinden sonra Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin içinde bulunduğu alanın imara açılarak kamu özel ortaklığı modelinin hayata geçirilmesi olduğu anlaşılıyor. Şirketlere büyük bir kazanç sağlarken kamu sağlık hizmetlerini büyük zarara uğratacak, aynı zamanda da tarihe, ağaçlara ve doğaya zarar verecek, bu alanların her birinde geri dönüşü mümkün olmayan zararlara yol açacak olan bu girişime karşıyız.

 

0 YORUM YAZ

Mesajınızı giriniz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.