/ Manşet / “İnsansan, hekimsen ve yaşatmak görevinse neyi düşünürsün barıştan başka?”

“İnsansan, hekimsen ve yaşatmak görevinse neyi düşünürsün barıştan başka?”

Türkiye’de jinekoloji alanının duayenlerinden… Her durumda insan yaşamını önceleyeceğine dair yeminini 54 yıl önce etmiş… Yalnız Türkiye’de değil, uluslararası alanda tanınan, aranan bir hekim. Edebiyatçı, düşün insanı, köşe yazarı. Sekseninde de eylemci-aktivist; ama bunda kabahatin kendisinde değil, demokrasinin yararını kavramayan hükümetlerde olduğunu söylüyor.

“Çağımızın savaşları eninde sonunda masaya oturularak anlaşmayla bitiriliyor” dediği için, “Güneydoğu’daki çatışmalar da er geç masa başında bitecektir” dediği için, “Biz, insanların ölmemesini istediğimizden ‘Hemen şimdi’ diyoruz” dediği için, bazı kesimlerin ve Sağlık Bakanlığı’nın hedefi oldu.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez ile bu süreçte yaşananları konuştuk. Bakın bir de ne öğrendik: Roman yazma hazırlığındaymış… “Pal Sokağı’nın Çocukları” gibi bir şey… Kahramanları da –bizden duymuş olmayın- Demokratik Katılım Grubu hekimleri imiş!

Mutlu Sereli Kaan

  • Sayın Erez, kaç yıldır hekimsiniz?

Bu yıl 54 etti.

  • Biraz kendinizden, hekimliğinizden ve çalışmalarınızdan söz eder misiniz?

Babam da hekimdi, Istanbul Üniversitesi 2. Kadın-Doğum kürsüsü kurucusuydu. Istanbul Tıptan mezun olduktan sonra İhtisasımı New York’ta Columbia Üniversitesinde, Jinekolojik Onkoloji Fellow’luğunu Houston’da bütünleyip döndüm. 1960’da DP’nin baskıcı rejimine tepki gösteren öğrenciler arasına katılmakla başlayan eylemcilik-aktivistlik seksenimde de sürüyor.  Kabahat bende değil, demokrasinin yararını kavrayamayan hükümetlerde.

  • Aynı zamanda uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorsunuz ve çok sayıda kitabın yazarısınız. Biraz yazarlığınızdan söz eder misiniz?

Edebiyatı severim: Güzel yazmayı, iyi konuşmayı öğrenirsen aktivistliğin pekişir. Öykü yazmakla başladım, roman daha karmaşık bir şey.. Ona da girişip önce orta karar, sonra iyice şeyler yazdım. Son iki yıl boyunca  Bilgi Üniversitesi’nde verdiğim “Yaratıcılık” dersi yazdığım ders kitabı epeyi zaman aldı, romancılık ertelendi. Şimdi yurdun çeşitli yerlerinde  çok farklı nedenlerle aktivistleşen gençlerin bir araya gelip eylemlere giriştiklerini anlatan bir roman yazacağım.. Kahramanların çoğu- kimseye söylemeyin- DKG liler.. “Pal Sokağının çocukları” gibi bir şey olacak..

  • “Hekimlik mesleği doğası gereği insan yaşamını önüne koyar ve ölümlerin durmasını önceler. Bu bağlamda “barış talebini dillendirmek” hekimler açısından belki de hiçbir meslek grubu için olamayacağı kadar doğal ve önemlidir.” Buna ilişkin neler söylersiniz?

-İnsansan, üstelik hekimsen yani  yaşatmak görevinse başka nasıl düşünür, neyi dert edinirsin ? Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğu konusunda o kadar yayın , kitap var ki.. Bu sorulara cevap vermeden hemen önce okuduğum dergide  bir  makale, “Washington Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu,  Global Sağlık Bölümü ile  Sosyal Sorumluluk Üstlenen Hekimler tarafından  savaşa halk sağlığı açısından yaklaşımı,  yasal ve  zorunlu bir akademik girişim olarak benimsetmek  için  düzenlenmiş olan bu konferansta..” sözleriyle başlıyordu. 

  • Siz bu talebi dillendirdiğiniz için çeşitli eleştirilere hedef oldunuz. Bunlar arasında meslektaşlarınız da vardı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

-Tabip Odası seçimlerinde grup oluşturup karşımıza çıkan ve  seçimleri bize karşı kaybeden belli grup ve partiden meslektaşlar,  Barış Mitingi’nde bana sorulan sorulara “Çağımızın savaşları eninde sonunda masaya oturularak anlaşmayla bitiriliyor. Güneydoğu’daki çatışmalar da er geç masa başında bitecektir. Bütün mesele bunun şimdi mi  yoksa mesela beş  yıl sonra mı bitmesine karar vermektir. Biz, insanların ölmemesini istediğimizden ‘Hemen şimdi’ diyoruz. Ayrıca ülkenin bölünmez bütünlüğünü amaçlıyorsak  da ‘Hemen şimdi’ deriz. Aksi takdirde iki tarafta biriken düşmanlık anlaşmayı imkansız ya da kısa ömürlü kılar. “ dememi ve ardından barış görüşmelerinde Kürtleri kimin temsil edebileceğini, bunun APO olup olmadığını sorduklarında onun burada  başkanlık yapabileceğini söylemiş olmamı, hangi bağlamda ve hangi konuda konuştuğumu bilmemezlikten gelerek teröristleri destekleme, APO’yu Kürtlerin başkanı olarak belirleme gibi iddialarla beni ve yönetim kurulumuzu “Suç duyurusu yaparak” giderme girişiminde bulunmaktadırlar. Uzun süredir bu konuda bu şekilde konuştuğum ve yazdığım için okunduğunda neyin kastedildiğini açıkça belirten pek çok belgem var.

  • Bu sürecin ardından, bir de Sağlık Bakanlığı başkanlığını yürüttüğünüz İstanbul Tabip Odası Yönetim ve Onur Kurullarının görevden alınması için dava açtı. Bu konuyla ilgili değerlendirmeniz nedir?

Sağlık Bakanlığı, yukarıda sözü ettiğim grubun suç duyurusuna aşırı benzer gerekçelerle  bizleri giderip yerimize, sağlık konusunda yaptıkları sayısız hatayı görmeyecek, bunlara rağmen kendilerini alkışlayacak bir heyeti atamak istemektedirler.

 

Dr. Ali Özyurt’un kaleminden;

Prof. Dr. Selçuk Erez kimdir?

Selçuk Erez sadece hekim değildir.

Selçuk Erez bir sözlü tarihtir.

Selçuk Erez bir edebiyatçıdır.

Selçuk Erez bir gazetecidir.

Selçuk Erez bir sanat tarihçisidir.

Selçuk Erez bir tiyatro eleştirmenidir.

Selçuk Erez bir Bodrum kitabı yazacak kadar entografi uzmanıdır.

Selçuk Erez Rumeli'dir.

Selçuk Erez İstanbul beyefendisidir.

Selçuk Erez kızlarının jinekoloğudur.

Selçuk Erez Ordinaryüs Profesör Naşit Erez'in oğludur.

Selçuk Erez Asala tarafından öldürülen Paris büyükelçisi İsmail Erez'in kuzenidir.

Selçuk Erez Güneydoğu Avrupa Demokrasi ve Uzlaşma Merkezi yöneticisidir.

Ezcümle Selçuk Erez Türkiye'dir…

 

 

0 YORUM YAZ

Mesajınızı giriniz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu *